Sanatçı ve Dövme Tasarımcısı Eser Tuncer'in Oyun Alanı



Sanatçı ve dövme tasarımcısı Eser Tuncer’in resim atölyesi ve dövme stüdyosuyla üretim pratiklerini yayıp içinde oynadığı iki ayrı oyun alanındaydık.

Röportaj: Büşra Soydemir

Fotoğraf: Beyb Studio


Resim temelli bir sanatçısın, ancak görünürlüğün daha çok yaptığın dövmeler üzerine. Süreç nasıl şekillendi?

Dövme, Marmara Güzel Sanatlar’da öğrenciyken resim yapmayı finanse edebilmek için bulduğum bir yöntemdi. Ona yönelmeseydim resim yapabilmek için başka bir iş seçerdim, dövmenin artısı çizimle haşır neşirken bunu sağlayabilmek oldu. Şu an hala dövme yapmamın sebebi harcadığım mesainin ölçeğinin resim yapmama da müsaade etmesi.



Bu iki disiplinin seni ya da birbirini dönüştürdüğü yollar neler?

Zamanla garip bir biçimde bu iki alan birbiriyle etkileşime girdi. Dövmeye ilk başladığımda geleneksel Amerikan dövmeleri yapıyordum, vücudumdaki ilk dövmeler de bu stilde. Bu tarzın olgunlaştığı zamanlarda dövme ekipmanları geçişli ve boyutlu işler yapmaya elverişli olmadığı için kalın kontürlü ve bloklu çıktılar alınabilmiş. Akademide kendimi bulmaya çalışırken aklımda sadece bu görüntüler mevcuttu. Ben de oradan bazı doneleri alıp biraz kimliksizleştirdim ve birim tekrarlarıyla desenler oluşturmaya başladım. Çizgimdeki blok renkler ve kalın kontürler buradan geliyor. Paletimdeyse birbirine zıtlıkları sebebiyle ilgi çekici bulduğum, benim algımda iddialı olan spesifik renkler var. Tuvaldeki stilim de dönüp dolaşıp yaptığım dövmeleri etkiledi.



İki taraf birbirini beslese de farklı alanlara yaratıcılığını kanalize etmenin zorluğunu hissediyor musun?

Bambaşka bir amaçla başlasam da süreç içinde istemeden dövmede tasarım konusuna çok kaptırmış buldum kendimi. Bu kadar emeğin karşılığında da ister istemez o işler beğenilsin, birileri o işlere sahip olmayı arzulasın gibi bir güdü doğuyor. O kapılma halinde hiç resim yapamadığımı, resme net bir alan yaratamadığımı fark ettiğimde insanlara istekleri doğrultusunda dövme tasarımları oluşturmaya yöneldim. Bu da resme çok daha fazla zaman ayırabilmeme vesile oldu. Kendi tarzımı yaratma çabamı da tamamen resme kaydırabildim. Dövmede başkasının bedeni söz konusu olduğu için kendi isteklerinle yönetebileceğin bir sürecin içinde yer almak zaten mümkün değil. Benim stilimde olsa bile verileri aldığım kişi dövmeleri yaptıran kişi. Bu yüzden o alanda kendimi insanların taleplerini gerçekleştiren kişi olarak konumlamaktan memnunun.



Resim yapmaktan aldığın haz nerede temelleniyor?

Resim konusunda hiçbir yönlendirenim yok. Hayatımı dövme üzerinden kazandığım için resim bölümü tamamen bana ait, hala çocukluğumda yaptığım halimde üretmeye devam edebildiğim bir kanal. Yaptığım işler beğenildiğinde inanılmaz mutlu oluyorum ancak bu hazzın gelecek planı üzerinden temellenmemesi bu işi benim açımdan çok daha kıymetli kılıyor. Resim yapmak beni depresyondan alan, kendimi her şeye kapatabilmeme vesile olan bir üretme hali. O alana başka endişelerin sızmasına izin vermem, iç huzurumun bu kadar yerinde olacağı başka bir şey yapmam mümkün değil. Bu sebeple resmi günlük hayatımdan da ayırdım, insanlarla sanat konuşmayı da sevmiyorum mesela.



Dijital üretim teknikleriyle aran nasıl?

Tablet hayatıma girdikten sonra her şeyi onda tasarlamaya başladım. Eskiden bir sürü tuvalde çuvallayıp tuval bezi sökmek ve yeni bezi şaseye germekle uğraşıyordum.

Yaptığım işlerin çoğu artık dijitalden çıkıyor. Resim dijitalde tamamlanınca projeksiyonla tuvale yansıtıyorum. İşin bitmiş halini görüp emin olarak ilerliyorum. Yine de benim için resim mesaisi eskiz üzerinde değil boyada başlıyor.



İşlerini konumladığın yer sadece analog dünya mı?

Dijital mecralarda yer almam demek dövmeyle resmi ayırdığım kısımları birbirine karıştırmak anlamına gelir, resim tarafı benim için ayrı bir yerde dursun isterim. Sanırım bu yüzden hala dijital dünya için bir şeyler üretmedim. Tuvallerden çıkan işlerin farklı talepler doğrultusunda elektro gitar gövdesinde, motor kaskında görülebilmesi, resimlerimin tüketim nesnelerine dönüşebilmesi fikri hoşuma gidiyor. Yani şimdilik tüm çıktılarımla analog taraftayım. Resim benim için sessiz ve derinden giden bir alan, üzerine çok düşünmüyorum. Aslında çocuk gibi yapıyorum dediğim kısım biraz da bu. Burası benim için hakikaten oyun alanı.



Mercado Logo