DİYALOG: Uğur Altun | Görsel Tasarımcı & İllüstratör


Koku, Uğur Altun

Kendine özgü görsel diliyle tanınan illüstratör, görsel tasarımcı ve eğitmen Uğur Altun ile çalışmaları üzerine sohbet ettik.


Uğur Altun kimdir?

1987 yılında Rize’de doğdum. 2012 yılında Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden burslu mezun oldum. 2013’ten itibaren çalışmalarım yurt dışında çeşitli sergilere seçildi ve uluslararası kataloglarda yer aldı. 2014 yılında Grafikerler Meslek Kuruluşu (GMK) tarafından İhap Hulusi Afiş Özel Ödülü’ne, 2015 yılında Bikem Özsunay Vakfı Afiş Özel Ödülü’ne layık görüldüm. SabitFikir dergisi için ürettiğim editöryel illüstrasyon çalışmaları Çin’de ilk kez düzenlenen 2015 İpek Yolu Tasarım Ruhu Bienali’nde bronz madalya aldı. Son olarak Redhouse Kidz Yayınları için resimlediğim Yağmur Adam ve En Güzel dans kitabı Communication Arts dergisi tarafından mükemmellik ödülüne layık görüldü. Son iki yıldır Yaşar Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak  illüstrasyon dersleri veriyorum ve  grafik tasarım çalışmalarına devam ediyorum. 

Çizime olan merakın nasıl başladı? Çocukluk hayalin miydi yoksa sonradan yöneldiğin bir alan mı?

Çizime karşı olan ilgim anneannem sayesinde ortaya çıktı. İlkokul döneminde her yaz İstanbul’da anneannemlerde kalırdım. Tabii o zamanlar çocuk kitapları bu kadar popüler değildi. Evde olan kitapları çeşitli oyunlar eşliğinde tekrar tekrar okuduğumuzu hatırlıyorum. Her kitap sonrasında anneannemle birlikte çizimler yapardık ve bu çizimlerden farklı hikayeler yaratıp birbirimize anlatırdık. Kısacası hikayelerle ve çizimle olan ilişkim bu şekilde başlamıştı. Sonrasında da evde bulabildiğim görsel ağırlıklı kitapları incelemeyle devam etti.

Tasarım sürecinde analog ve dijital tekniklerin hangisine daha yakınsın?

Açıkçası grafik tasarım disiplininden gelen biri olarak ilk önceliğim kağıt ve kalem oluyor. Kafamda şekillenen düşünceleri basit bir şekilde çizerek ya da yazarak kağıda aktarmayı seviyorum. Daha doğrusu fikir bulma aşamasını daha çok çizerek, okuyarak ve araştırma yaparak geçiriyorum. Projenin zamanlamasına ve içeriğine göre kullandığım teknik değişebiliyor. Eğer uzun soluklu bir proje ise monoprint dediğimiz baskı tekniğini kullanıyorum. Baskıları aldıktan sonra bir süre kuruması için bekliyorum. Bu süre zarfında kompozisyon ve renk denemeleri yapıyorum. Baskılar kuruduktan sonra Photoshop yardımıyla dijitale aktarıp işi sonlandırıyorum. Tabii bu süreç biraz fazla vakit alabiliyor. Hele ki çıkan sonuçtan memnun değilseniz her şeye baştan başlamanız gerekiyor. Dolayısıyla pratik bir yöntem olduğunu söylemek zor.
Yaklaşık 1 sene önce, ilk tabletimi alıp dijital illüstrasyon üzerine denemeler yapmaya başladım. Açıkçası hızlı bir şekilde dilediğiniz fırça ile denemeler, düzeltmeler yapabiliyor olmak zaman açısından rahatlattı diyebilirim. Her iki tekniğin farklı etkileri ve katkıları oluyor. Bu yüzden mümkün olduğunca analog ve dijital teknikleri bir arada kullanmaya çalışıyorum. 


Çocukluk Hatırası


Tasarım tarzımı üç kelimeyle ifade etmem gerekse; naif, eğlenceli ve dokulu olurdu.




Özellikle son çalışmalarında renklerin canlı ve çoklu kullanımı göze çarpıyor. Renklerle ilişkin zamanla nasıl gelişti ve şu an nasıl?

Son zamanlarda daha çok dijital ortamda iş üretiyorum. Dolayısıyla hızlı sonuç alabildiğiniz için daha farklı renkleri de deneme şansınız oluyor. Beğenmediğiniz takdirde hızlıca farklı renk paletine geçebiliyorsunuz. Bu esneklikten dolayı işlerime daha fazla renk alternatifi katabiliyorum.
Önceleri daha çok pastel tonlarında işler üretiyordum ve bundan çok keyif alıyordum. Sanırım bu durum biraz da ''çocuk kitapları renkli olmalı’’ algısını kırmak için takındığım bir tavırdı. Her ne kadar kullandığım renkler belli bir eksen etrafında dönse de bu durum proje içeriğine ya da anlık duygu değişimlerine göre de değişiyor. 

Atölye Akademi için editöryal çizim çalışması


Çeşitli yurt dışı organizasyonlarda çalışmaları sergilenen ve ödül alan bir illüstratör olarak senin tasarım sürecinde ilham aldığın kültürler var mı?

İlham aldığım spesifik bir kültürden bahsetmekten ziyade, farklı farklı kültürlerin bir araya geldiği etkinliklerde gözlem yeteneğiniz sayesinde bu farklıları hızlı bir şekilde tespit edebiliyor ve zamanla da içselleştirebiliyorsunuz. Ama bunun için illa bir organizasyona ya da yurt dışına çıkmanız gerekmiyor. Örneğin, çöp atmak için dışarı çıktığınızda dahi bir obje veya nesnenin görüntüsünden, sesinden ya da kokusundan etkilenerek yaratım sürecine girebiliyorsunuz. Öğrencilik döneminde çalıştığım Polonyalı ve İranlı hocalarımın bakış açılarından çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Basit bir obje çizimi için bile uzun bir süre gözlem yapar, bize hissettirdikleri hakkında konuşurduk. Bunun yanında farklı ülkelerde ( İsviçre, Sırbistan ve Portekiz ) yapmış olduğum staj ve çalışma deneyimleri de bana büyük bir ilham kaynağı oldu. Özetle, deneyimlediğimiz her şey bir ilham kaynağı olabiliyor.

Görsel tasarımlarını keşke ben yapsam dediğin bir proje veya etkinlik var mı?

İspanya'da ANAR (Ayuda a Ninos y Adolescentes en Riesgo) Vakfı, yetişkinlerin ellerinde şiddete maruz kalan çocuklara yönelik etkileyici bir kampanya yürütmüştür. Bu kampanya için üretilen dış-mekan lentiküler tabelalarda genç bir çocuğun fotoğrafı kullanılarak tabelanın yanından geçenlere iki mesaj verilmek isteniyor. Yetişkinlere yönelik bir farkındalık artırma mesajı verilmektedir. 10 yaşından küçük çocuklar ise boylarından dolayı yüzünde morluklar olan bir çocuk yüzü ve yardım hattı numarasını görmektedir. Tabelada her iki mesajı da göstermek için lentiküler baskı kullanılmıştır. Biri yetişkinlere yönelik (genellikle daha uzun), diğeri çocuklar için gizli bir mesaj içeren (daha kısa). Boyu 1,3 metreden uzun kişiler, yani çoğunlukla ebeveynler, yüzünde hiçbir morluk olmayan, şiddet gördüğüne dair herhangi bir belirti olmayan bir çocuk fotoğrafını görebilmektedir. Boyu 1,3 metrenin altında olan kişiler, yani çoğunlukla çocuklar ise, yüzü morarmış bir çocuk fotoğrafı ile birlikte, “Biri seni incitirse bizi ara, biz sana yardımcı olacağız’ gizli mesajını ve ANAR'ın telefon numarasını görebilmektedir. Dolayısıyla, ebeveyn ya da yakınlarından şiddet gören çocuk, ihtiyaç duyması halinde nereden ve nasıl yardım alabileceğini görmektedir. Bu ve benzeri zekice hazırlanmış sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı çok isterdim. 





İlham tazelemek için genelde bulunduğum ortamı değiştirmeye çalışırım. Amaçsızca çıkılan yürüyüşler ve hareket halinde olmak bana çok iyi geliyor.




Gelecek planlarında neler var?

Yakın gelecekte hayata geçirmek istediğim çocuk kitapları projeleri üzerine çalışıyorum. Darağaç ile birlikte çocuklara yönelik birçok atölye gerçekleştireceğiz. Bunun yanında, yakın zamanda Foça’da yer alan bir köye yerleşme planım var. Buradaki çocuklarla da farklı konular üzerine çeşitli atölyeler düzenlemek istiyorum. Bir yandan da yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmalarıma devam etmek istiyorum.

Yağmur Adam ve En Güzel Dans kitap illüstrasyonları

©2020 Studio Mercado Media Inc. All Rights Reserved.

Mercado-Logo-A2.gif
  • Instagram