DİYALOG: Hande Şekerciler | Heykeltıraş



Heykel sanatını yeni teknolojilerle desteklediği özgün çalışmalarıyla tanınan heykeltıraş Hande Şekerciler ile güncel çevrimiçi sergisi ecstasy ve çalışmaları üzerine sohbet ettik.


Hande Şekerciler kimdir?

Sanatçının yeni dünyalar keşfetmemize ön ayak olan, kültürü üretirken denediği yeni yol, yöntem ve teknolojilerle yeni olasılıklara ön ayak olması gereken, çok yönlü, yaratıcı düşünce sahibi biri olması gerektiğine inanan bir heykeltıraşım. Heykel dışında animasyon, video gibi medyumlarla da çalışıyorum ve Arda Yalkın’la beraber bu alanlardaki üretimlerimle heykeli harmanlayarak deneysel işler yaptığımız ha:ar isimli bir sanatçı ikilisinin de parçasıyım.
Hayvanları, bitkileri ve kitapları severim. Evinde bunlardan en az birinden bulunmayan ve bir de duvarları bomboş duran insanları hiç anlayamam.



Dilersen JD Malat Gallery’nin çevrimiçi sergileme mekanı Parallel’deki sergin ecstasy ile başlayalım sohbetimize. Ne tür bir deneyim bekliyor bizleri?

Bu beni çok heyecanlandıran ve heykelin 3B alandaki temsiliyetini sorguladığım, sanal mekandaki varlığını daha anlamlı hale nasıl getirebileceğimi araştırdığım bir proje. Bu projeyi olanaklı kılmak için GarageAtlas’la beraber çalıştık. Heykelleri görmek isteyen izleyiciler WebGL 2’nin imkanlarını son noktasına kadar kullandığımız sergi salonunu browserları üzerinden gezebilecekleri gibi, VR gözlükle fiziksel bir sergi salonunda dolaşır gibi de dolaşabilecekler. GarageAtlas’ın ARkit 2 için Apple exclusive olarak geliştirdiği AR katalog sayesinde ise heykelleri kendi bulundukları mekanda deneyimlemek ve daha yakından incelemek isteyen izleyici ve koleksiyonerler bu imkanı da bulabilirler.



Amacımız hem yeni medya sanatçılarının, hem de konvansiyonel, sizin tabirinizle analog üretim yapan sanatçıların, arttırılmış gerçeklikle izleyebileceğimiz eserler yapmasını sağlamak.





Aynı zamanda şuan Çağdaş İstanbul Vakfı tarafından düzenlenen ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen İstanbul the Lights başlıyor. Bu özel projede hem çalışmalarınla yer alıyorsun hem kürasyon ekibindesin. Biraz bu projeden bahsedebilir misin?

Aslında biz Augmented Istanbul ismiyle kurguladığımız bir arttırılmış gerçeklikle üretilmiş sanat eserlerini sergilediğimiz bir sergi, festival yapmak niyetindeydik. Ali Güreli’ye bu projemizden bahsedince The Lights’tan bahsetti ve “gelin burada yapın sergiyi” dedi. Böylelikle bizde bu etkinliğe dahil olduk.
Amacımız hem yeni medya sanatçılarının hem de konvansiyonel, sizin tabirinizle analog üretim yapan sanatçıların, arttırılmış gerçeklikle izleyebileceğimiz eserler yapmasını sağlamak. Projenin benim açımdan en heyecan verici kısmı, daha önce hiç dijital üretim yapmamış çok yetenekli ve tanınmış Erinç Seymen, Melis Buyruk, Murat Palta, Büşra Çeğil, Tunca gibi genç kuşak sanatçılarla bu yeni teknolojileri buluşturmak ve onların bu yöntemlerle yapılmış ilk heykellerini sergilemek. Sergide göreceğiniz heykellerin büyük kısmı Ipad, Apple Pencil ve basit bir modelleme programı kullanılarak üretildi. Buradan bakınca sanatçı arkadaşlarımız bizimle bir maceraya atıldılar aslında. Bir kısmı hiç heykel de yapmamıştı, bazıları hayatında ilk defa dijital iş üretti. Ve bunu da çok kısa zamanda yaptılar. Buna rağmen çok güzel sonuçlar elde ettik. Umarım izleyici de bu enteresan deneyimi ve bu güzel eserleri ıskalamaz.

CADAF Miami Fuarı, The Pendulum, video ha:ar,


Karantina sürecinde fiziksel ortamlardaki sosyal aktivitelerimizin minimuma inmesiyle hayatlarımızda dijitalin payı büyüdü ancak aynı zamanda fiziksel varlığın ve aktivitelerin değeri de anlaşıldı. Fiziksel ve dijital arasındaki bu dengenin geleceği hakkında ne düşünüyorsun?

Bazı şeyler geri döndürülemez şekilde değişecek. Mesela gündelik işlerde çalışan ve teknolojiyle yerinin hızlıca doldurulabildiği fark edilen insanlar bir daha işlerine geri dönemeyecekler muhtemelen. Öte yandan koca koca binalarda, saatler harcayarak yüzlerce insanın bir arada çalışması, oraya gelmek için zaman-enerji ve kaynakları harcaması gerekmiyormuş, onu da görmüş olduk.
Geçiş için bir süre daha var diye düşünürken dijital dönüşüm pandemi vesilesiyle çok hızlı oldu ve bundan sonra daha da hızlanacak gibi. Ve bir denge olmayacak bana sorarsanız. Kendisini adapte edebilen ve varlığını bu hız içinde anlamlı kılabilenler devam edecek. Bunu başaramayan büyük kitleler ortaya çıkacak. Hükümetler kaosa sürüklenmeden bu kitleleri ne yapacaklarını düşünmeye başladılar. Amerika’da bile vatandaşlık maaşı konuşulmaya başladı. Çünkü üretime, burada kültürel üretimden de bahsediyorum, katılamayan ve atıl hale gelen kitleleri anarşiden uzak tutabilmek için bir çözüm gerekli. Şimdilik minimum yaşam ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelirle bunu çözmeye çalışacaklar gibi görünüyor ama ileri vadede insanların çoğalmasını önlemek için bir çeşit nüfus planlaması yapmaya çalışacaklardır muhtemelen. Tabii insan haklarını ihlal etmeden bunu başarabilecekler mi hep beraber göreceğiz.



Fiziksel olanla sanal olan arasındaki çizgi giderek inceliyor. Böylesi bir ortamda, heykel dahil sanatın, teknolojinin gelişmesinde bir fiil etkin olan sanatçının, bu yeni medyumlardan kaçması düşünülemez.





Aslında fazlasıyla analog bir disiplin olan Heykel bölümünden mezunsun. Çalışmalarını dijital bir ortama taşıma fikri ilk olarak nasıl ortaya çıktı?

Fiziksel olanla sanal olan arasındaki çizgi giderek inceliyor. Ve bizim şu anda bilim kurgu anlatıları olarak izlediğimiz, okuduğumuz pek çok şey gerçekleşiyor ya da çok uzak olmayan bir gelecekte gerçekleşecek. Böylesi bir ortamda heykel dahil sanatın, teknolojinin gelişmesinde bir fiil etkin olan sanatçının bu yeni medyumlardan kaçması zaten düşünülemez. Kısacası bugün yaşayan biri olarak bu üretim ve sergileme araçlarından uzak durmam zaten mümkün değildi. Ama benim bu kadar hızlı öğrenmemi sağlayan Arda’dır. Onun teknolojiye olan derin tutkusu sayesinde ben de işimi zamanın ruhunu yakalamak ve iş akışımı bir nebze olsun kolaylaştırmak için evriltmem gerektiğini erkenden fark etmiş oldum.

Üretim sürecinden biraz bahsedebilir misin? Analog ve dijital tekniklerin hangisine daha yakınsın?

İkisi arasında bir ayrım yapmıyorum. Önemli olan aklımdaki fikri, formu olabilecek en iyi şekilde yansıtmam. Hangi araç gereç gerekiyorsa onu kullanıyorum. Bu soru aslında biraz “kırmızı çamur mu beyaz çamur mu daha iyi” gibi bir şey. İkisi de çamur ve yerine göre hangisi işi daha iyi görüyorsa onu kullanıyorum. Bir örnek, eskizleri Ipad’de modelleme programı kullanarak yapmak çok daha kolay ve efektif. Çünkü mekandan bağımsız çalışabiliyorum. Ne var ki bronz haline gelebilmesi için yine mum modeller, seramik kalıplar vs. gerekli ve bunları yine geleneksel yöntemlere çözüyorum.

Yeni medya sanatçısı Arda Yalkın ile birlikte ha:ar isminde bir disiplinler arası bir stüdyonuz var ve birlikte üretim yapıyorsunuz. Çok farklı iki disiplinden insanı bir araya getiren hikaye nedir?

Arda yeni medya sanatçısı ve teknolojiye de inanılmaz bir ilgisi var. 2018’de New York'ta Amerika’nın en eski ve önemli sanatçı misafir programlarından birisi olan Residency Unlimited’a davet edildi. Beraber gittiğimiz NY’da ilk defa “neden pratiklerimizi bir araya getirmiyoruz?” sorusunu sorduk ve programa beraber devam etmeye karar verdik. Böylelikle ha:ar başlamış oldu.

Billur Yapıcı'nın Poisonous Soul klibi, video ha:ar


“Impossible Sculptures” serisi, ha:ar

Aynı zamanda ha:ar olarak kurucularından olduğunuz Piksel Yeni Medya Sanatçı Programı var. Biraz bu oluşumdan ve neler yaptığınızdan bahsedebilir misin?

Piksel bizim çok önem verdiğimiz projelerimizden biri. Karantina başlayıp herkes evlerine kapanınca, sosyal medyadan sıklıkla aldığımız “nerden başlamalıyım, nasıl yapabilirim?” Soruları daha da artmaya başlamıştı. Bir gün Arda’yla sabah kahvemizi içerken, bu tek tek soru soranları bir araya getirip nasıl yardımcı olabiliriz üzerine konuşuyorduk ve Saha’nın yöneticisi, küratör Çelenk Bafra’ya bir danışalım fikri çıktı. Onun önerisiyle yolumuz Cem Leon Menase’yle kesişmiş oldu. Cem, Türkiye Bilişim Vakfı altında faaliyet gösteren Başlangıç Noktası isimli, bir gönüllü organizasyonunun başında ve Sayın Faruk Eczacıbaşı’nın danışmanı. Başlangıç Noktası olarak, dünyadaki dönüşümü, özellikle teknoloji odağında çok yakından takip edip, bu dönüşümü sağlayan kişileri, projeleri bir araya getirip, projelerin gerçekleşmesini sağlıyorlar. Cem’de Başlangıç Noktası lideri olarak halihazırda sanattaki dönüşüm, hem içerik hem üretim yöntemleri açısından dijitalleşme ne yönde evriliyor ve sanatçıları bu bağlamda nasıl bir araya getirebilirim üzerine bizimle eş zamanlı olarak çalışıyormuş. Çelenk bundan haberdar olduğu için bizi bir araya getirdi, böylece sayesinde paralel evrenlerimiz birleşmiş ve Piksel’in temelleri atılmış oldu.



Amacımız konvansiyonel sanat eğitimi almış fakat pratiklerine yeni teknolojileri ve yöntemleri katamamış/katmamış genç sanatçı arkadaşlarımızla alanında başarılı, tanınan deneyimli sanatçı arkadaşlarımızla bir araya getirmek ve deneyimlerini aktarmalarını sağlamak. Aslında bir tip usta-çırak ilişkisi gibi de düşünebiliriz bunu sanırım.




Şu anda ilk dönem bitti. Katılımcı arkadaşlarımız, ben onlara Pikseller demeyi seviyorum, projelerini hayata geçirmek üzere çalışıyor. Piksel kapsamında hayata geçirdiğimiz ve çok önemli bulduğumuz Discord kanalımızı, mentorluk yapan sanatçı arkadaşlarımız da katılımıyla aktif olarak kullanıyoruz. Şu anda organik olarak gelişen bir komünite ve her dönem gelen yeni Pikseller ve mentorluk yapan sanatçılarla daha da gelişeceğini umuyoruz.



New York-İstanbul arası üretim yapan birisi olarak uluslararası arenada yeni medya tasarımında ne noktadayız?

Bu yıl, pandemi başlamadan hemen önce, Miami Art Basel paralelindeki, yeni medya üzerine niş bir fuar olan CADAF’a katıldık. ha:ar dışında yanlış hatırlamıyorsam dört beş tane daha Türkiyeli yeni medya sanatçısı vardı. Bu örnekten de anlayabileceğimiz gibi dünyada özellikle yeni medya alanında Türk sanatçılar çok aktif. Ve tanınmış, sanat otoritelerince kabul gören, uluslararası iyi galerilerle çalışan pek çok sanatçımız var. Dil yeni kuruluyor ve internet sayesinde birçok yerde aynı anda gelişiyor.

İlham tazelemek için neler yaparsın? Bu alanda ya da farklı disiplinlerde çalışmalarını merakla takip ettiğin isimler kimler?

Pandemi yüzünden evlere kapanmış olmasaydık bu soruya cevabım seyahat etmek, müze gezmek olurdu... Instagram, Artstation ve Behance üzerinden sanatçıları takip etmek de fikir tazelemek için çok faydalı oluyor. Tek tek isim vermek uzun sürer fakat plastik sanatlar alanında üreten sanatçılar dışında özellikle animatör, karakter tasarımcıları ve illüstratörleri takip ediyorum.