DİYALOG: Halil Vurucuoğlu | Çağdaş Sanatçı & Ressam


Climax, Anna Laudel Gallery

Katmanlı kağıt çalışmalarıyla resim ve heykel arasında hibrit bir teknik geliştiren çağdaş sanatçı ve ressam Halil Vurucuoğlu ile çalışmaları üzerine sohbet ettik.


Halil Vurucuoğlu kimdir?

1984 senesinde İzmir’de dünyaya geldim, 2007’ de Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden mezun oldum. 2008 senesinde gerçekleştirdiğim ilk kişisel sergim ‘’Bambu’’ dahil biri Bremen’de olmak üzere toplam sekiz kişisel sergim oldu, yurt içi ve dışında bir çok fuar ve grup sergiye katıldım. 2009 senesinden beri yaşamımı ve çalışmalarımı İstanbul’da sürdürüyorum. Genellikle kâğıt kesme işlerimle anılsam da bunun yanı sıra suluboya ve sprey boya gibi farklı tekniklerin bir arada olduğu işler ve üç boyutlu yerleştirmeler de üretiyorum.


"Kağıt kesme resimler derinleşti, katmanlar yükseldi ve heykele yaklaşan işlere evrildi. "



Katmanlar ve renkleri kullandığın kendine özgü karakteristik bir dile sahipsin. Bu karakteristik dil ilk nasıl ortaya çıktı?

Okulda öğrendiğim klasik resim tekniklerinin yanı sıra 3. sınıfta sokak sanatına ilgi duymaya başladım. Graffiti ve stencil yapımını araştırıp öğrendikçe sprey boya ile çalışmalar ürettim. Öncelikle kendimin ve arkadaşlarımın portrelerinin şablonlarını hazırladım ve okulun duvarlarına bu resimleri uyguladım. İlk sprey resimlerim uzunca seneler okulun duvarlarında kaldı. Bu çalışmalara devam ettiğim seriler değişti, çevremde gördüğüm dikenli bitkilerin şablonlarını hazırlıyordum. O dönem şablonları renklendirip tek başlarına üretmeye başladım, tek bir kağıdı detaylıca kesip boyuyordum. Bu çalışmalarımdan sonra her bir renk için farklı kağıt kullansam nasıl olur sorusunu sormamla kağıt kesme portrelerime başladım. Hazır renkli kağıt kullandığım ilk bir kaç senenin sonunda kağıtları suluboya ile renklendirmeye karar verdim ve bugün gördüğümüz resimlere dönüştü. Kağıt kesme resimler derinleşti, katmanlar yükseldi ve heykele yaklaşan işlere evrildi. Bu üretimlerim şimdi de resim, heykel, enstalasyon arası melez yapılarda yollarına devam ediyorlar.

Fotoğraf, resim ve model arasında giden özgün bir yaratıcı üretim sürecin var. Biraz bu üretim sürecinden bahsedebilir misin?

Yaklaşık 15 senedir üzerinde çalışıp geliştirdiğim kağıt kesme tekniği, resmin klasik olanakları dışında gerçekleşebilecek eklektik bir üretim imkanı sağlıyor. Keseceğim kağıtları suluboya ile renklendiriyorum. Suluboyanın kesilen kağıtların keskinliğine tezat şekilde geçirgen, dalgalı ve yumuşak oluşu sayesinde katmanlar üzerinde ayrı boyutlar yakalayabiliyorum. Geniş bir fotoğraf arşivim var, kendi çektiklerim dışında internetten gelen anonim fotoğraflar da var. Ancak bu fotoğrafları direk kullanmıyorum. Görsel seçimlerimde genelde suluboya defterlerimden yararlanıyorum. Seçtiğim görsellerin önce suluboya resimlerini yapıyorum, ardından yaptığım suluboyaları dönüştürerek kağıt kesme resimlerimi üretiyorum.

Like Home


Çalışmalarında üzerinde durduğun belli temalar var mı?

Üretim sürecimi, hem biçimsel hem kavramsal açıdan katman katman eklemlenerek büyüyüp gelişen zihinsel ve fiziksel bir eylem olarak tanımlayabilirim. Yapıtlarımdaki görsel dili zıtlıklar, şuuraltı, insanın halleri ve merakımı cezbeden konular çeşitlendiriyor. Bu temalar arasındaki etkileşim, yapıtlarımda yeni boyutlar kazanıyor. Ağırlıklı olarak rüyalar, bilinçaltı, zıt kavramlar, deneyimler ve günümüz insanının doğa ve çevresiyle uyumsuzluğu olarak sıralayabilirim.

Günümüzde gittikçe dijitalleşen dünyada yaratıcı üretiminde tamamen analog teknikler kullanan bir sanatçı olarak nasıl hissediyorsun? İlerleyen dönemde kendi sanatsal üretiminle dijital teknikleri birleştirme gibi bir düşüncen var mı?

İşlerimde kullanacağım görselleri bilgisayarın olanakları dahilinde kalmadan, özgürce beyin-göz-el işbirliğini öne çıkararak dönüştürmeyi tercih ediyorum. Basit ve olanaklı bir malzeme olan kağıdı da senelerdir kullanma sebebim biraz da bu. Tüm bunların yanında tasarıma olan ilgimden dolayı dijitale uzak değilim, üretimlerim var sadece sergilemiyorum, kendime eğlencelik üretimlerim onlar. Dünyanın aldığı durum da ortada, bir yandan evlerdeyiz ve evden kültür tüketmek içinde dijital sanat güzel bir yol ve ayrıca NFT nin geldiği noktayı görmemek de zor. Yakın gelecekte bu alanda da çalışmalarım olabilir.

She Was Murdered I, Anna Laudel Gallery

İlham tazelemek için neler yaparsın? Bu alanda ya da farklı disiplinlerde çalışmalarını merakla takip ettiğin isimler kimler?

Müzik, güzel müzik genelde çok yardımcı olur bana. Biraz geleceğe mektuplar tadında bir yöntemim var. Önce sadece depoluyorum, günler aylar sürebilir bu. İzliyorum, okuyorum, konuşuyorum, dinliyorum, geziyorum ve fotoğraf çekiyorum. Olabildiğince hareketli olmak, çok şey görüp çok şeye dokunmak istiyorum bu ara. Sonra bekleyip düşünüyorum ve fikirler netleşince atölyeme kapanıyorum. Farklı alanlardan isimler ilham olabilir bana, mesela İris Van Herpen, Revok ve C215 ilk aklıma gelen güncel isimler.

Gelecek için heyecanlı mısın? Planlarında neler var?

Gelecek ne kadar belirsiz olsa da yine de heyecanlıyım, yeni bir şeyler öğrenme ve yeni deneyimlerde bulunma arzusu bu heyecanın kaynağı olabilir. İlk örneklerini ürettiğim ve şu sıralar Anna Laudel'de sergilenen projem ‘Euphoria’ ya pandemi dolayısıyla bir süre ara vermiştim, ona ve diğer serilere eş zamanlı devam ediyorum. Bu geçtiğimiz dönemde işlere uzaktan bakma fırsatım oldu, daha çok araştırma, okuma ve küçük taslaklar halinde tasarımlarıma geçt zamanım. Bu günlerde atölyemde yeni işler üzerinde çalışmaya devam ediyorum, ilk etapta yapmak istediğim proje sergim ve ardından planladığım yeni solo sergim var kafamda. Günler neler getirir, salgın devam eder mi, sergimi online yapmalı mıyım bilmemekle beraber üzerinde çalıştığım işlere keyif ve heyecanla devam ediyorum. Umarım yarınlar bugünden güzel olur.