DİYALOG: Gökhan Doğan | Multidisipliner Dijital Sanatçı


Cometa

Etkileşimli dijital sanat deneyimleri ve sinematografik animasyon filmleri üzerine yaratıcı üretimleri hayata geçiren dijital sanatçı Gökhan Doğan - Badqode ile sohbet ettik.


Kısaca kendinden bahseder misin? Kullandığın “Badqode” mahlasının hikâyesi nedir?

Disiplinlerarası deneyimlenebilir dijital sanat eserleri üreten İstanbul yerleşkeli bir dijital sanatçıyım. GDDART Dijital Sanat Stüdyoları, Banliyö Ses ve Müzik Stüdyoları ve Qode Akademi yapılarının kurucu ortağıyım. Aynı zamanda TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi üyesiyim.
Çocukluk yıllarımda başlayan plastik sanatlara olan ilgim çizim ve tasarım üzerine yoğun seneler geçirmemi sağladı. Müzik, sinema ve teknolojiye olan ilgim ise altyapı üretimleri, video ve sahne sanatları, fotoğraf ve kodlama üzerine çeşitli deneyimler biriktirmeme ve disiplinlerde zaman geçirmeme olanak tanıdı. Teknolojiyi de hep yakından takip ettim. Çocukluğumdan plastik sanatlar ve resim sanatına olan ilgim ortaokul dönemlerimde kodlama ve güncel teknoloji üzerine olan merakım ile birleşti. Disiplinlerarası çalışmalardaki yolculuğum beni dijital sanatlar ile tanıştırdı.
Üretim yapmaya başladığım zamanlarda mekân, gerçeklik ve toplum üzerine gözlemlerim görsel estetiğimin temellerini oluşturdu. Estetik bakış açısı olarak kaos ve dinamik sistemlerin düzensiz üslubundan çok etkilendim. Benim için düzensizlik, beraberinde bilinmezlik ve bilinmezliğin doğurduğu bir heyecan yaratıyor. Kaos Teorisi’nin başlangıç koşullarına hassas bağlılığı, evrenin asıl düzeni ile ilişkilendirilmesi, bu gerçekliği kurgulamak da ayrıca görsel olarak beslendiğim noktalar. Eserlerim için çatı kavram olan ‘Badqode’ terimi ile de bu gözlem yolculuğumda tanıştım. Badqode, hatalı ya da uyumsuz olan kod dizilimi. İnsan bulunduğu habitat içinde hatalı olup bu hatalarına vakıf olan, bunun üzerine yeni sosyolojik yapılanmalar ve gerçeklik katmanları inşa edebilen yegâne varlık. Bu nitelik ve bağlam benim üretim evrakamı oluşturdu. Gerçeklik algısı ve deformasyon badqode çatı kavramı için çok güçlü iki temel dinamik unsur. Eserlerde en başta insanları ve mekânları deforme ederek bu sosyal yapılanmaları ve alternatif gerçeklikleri anlatmaya başladım. Yaşadığımız gerçeklik algısı ne kadar saf ve tabii olandı?


Badqode kavramını kişisel olarak kendimle çok bağdaştırıyordum ve 2015’ten sonra mahlas olarak kullanmaya başladım. 2012 sonrası başladığım profesyonel ajans ve stüdyo yolculuğum etkinlik sektöründen dijital sanatlara, NFT ve dijital galerilerden sanatın her dalına kadar bana bir deneyim sağladı. İnsanların deneyimlenebilir anlar içinde kalması bana üretim alanımda heves veriyordu. Asıl aktif olmak istediğim üretim alanı, insanların hissettiklerimi tam anlamıyla deneyimleyebileceği bir alan olmalıydı. Seyircinin duyusal olarak farklı beslenmeler ile birer parçası olacağı dijital sanat eser deneyimleri tasarlamaya ve başladım. Bu sürede üretimlerimizin sergilendiği birçok organizasyon ve çalıştığımız proje oldu. Bizi heyecanlandıranlar ve birlikte imza attığımız projelerden birkaçı da şu şekilde: 2015 Ars Electronica, 2016 IMAPP, 2017 Ars Electronica Deep Space, 2017 Burning Man, 2018 Walt Disney Concert Hall Dreams, 2019 Burning Man, 2019 Terminal V Festival, 2019 Immersive Art Festival Paris / Atelier des Lumières, COMETA / Odunpazarı Modern Müzesi, Harmony of Feelings Kinetic Data Sculpture / BMW 2 Series, Reimagine Interactive Digital Artworks Series
2019 ve sonrasında da kurucu ortağı olduğum GDDART Dijital Sanat Stüdyoları ve Banliyö Ses ve Müzik Stüdyolarında dijital sanat ve müzik üzerine güzel deneyimler biriktirmeye devam ediyoruz.


Veri görselleştirme ile etkileşimli dijital sanat eserleri yaratarak fiziksel ve dijital alanlar arasındaki sınırları bulanıklaştıran çalışmalara imza atıyorsun. En basit haliyle yaptığın işleri nasıl tanımlarsın?

Benim için seyircinin bir eser deneyimi esnasında kendi gerçekliğinden çıkması, sanatçının ve eserin gerçeklik katmanına giriş yapması çok önemli. Kendimi dijital sanat ve güncel teknolojinin birleştiği noktalarda hikâyeler anlatan ve hisler deneyimleten bir sanatçı olarak görüyorum. Eserin gerçekliğine seyirciyi davet etmek için mümkün olan tüm duyulardan yaralanmaya çalışıyorum. Bir mekânın mimari yapısı ile başlayan bu yolculuğu ses, koku, görsel etmenler, fiziksel temaslar ve organik bir form olarak seyirci etkileşimleri ile beslemek, o an algısını ve gerçekliğini yönlendirmek istiyorum. Aslında dijital sanat deneyimlerinde en çok beslendiğim tanım İllüzyon diyebilirim. Eserin seyirci ile kuracağı diyaloğu organikleştirmek için birer illüzyon tekniği kullanıyoruz. Özellikle seyircinin ayna evresinden ve alt egosundan beslendiğim etkileşimli iletişimler, birkaç uyaran ile beraber yeni bir deneyim katmanına seyirciyi yaklaştırıyor.

The Journey of Being

Tasarım sürecin tamamen dijital görünmesine rağmen analog tekniklerden yararlandığın oluyor mu?

Dijital sanat eser deneyimi üretimlerinde etkinlik ve eserin üretimleri iç içedir. Bu yüzden özellikle sergilenme teknikleri ile mekân deneyimini kapsayan süreçler dijital sanatın dışında birçok teknikten beslenmektedir. Disiplinleri birleştiren eserlerde dijital tekniklerin dışında başka disiplin tekniklerinden de sıklıkla yararlanıyoruz. Ayrıca analog tekniklerin dijitalleştirilmesi de sıklıkla eser üretim süreçlerimiz içerisinde yer alıyor. Yakın dönem projelerimizden teatral ve dans teknikleri ile iç içe kurgulanan Reimagine eser deneyimleri serimiz bu noktada bir üretim olarak sınıflandırılabilir.

Bugüne kadarki çalışmaların içerisinde tasarım süreci ve çıkan ürün bazında seni en çok heyecanlandıran çalışma hangisiydi?

Odunpazarı Modern Müzesi’nin açılış gecesi sergilenen Cometa etkileşimli dijital sanat eser deneyimimiz, 250 metrekarenin üzerinde açık hava etkileşimli dijital sanat eser deneyimi olarak benim için çok farklı bir yerde. Tamamen makine öğrenimi üzerinden işleyen eser aynı zamanda metin olaraktan farklı gerçeklikler ve eser tanımı üzerine güçlü bir kurguya sahip.
Ayrıca ilk halka açık sergilenmem IMAPP 2016 ve Ars Electronica’daki Deepspace performanslarımız yine içerik ve eser açısından çok heyecan vericiydi.
Son zamanlarda ürettiğimiz projeler arasından ise yeni Range Rover lansmanlarında en iyi deneyim ödülünü de bizlere getiren Reimagine dijital sanat eser deneyimleri serisinde de Tryptic eser deneyimleri üretme şansı buldum. Tiyatro ve sahne sanatları ile başlayan disiplinler arası yolculuk devamında dans ve performans sanatlarını dijital sanat disiplinleri ile birleştirerek seyirciye farklı deneyim alanları sunuyor.

Cometa

Son dönemde dijital sanatı müzikle buluşturan işlere imza attığını görüyoruz. En son Hey Mama'nın aynı isimli müzik eseri için sinematografik bir animasyon klipi hazırladın. Bu klipin ortaya çıkış hikâyesinden bahseder misin?

Son dönemlerde özellikle müzik ve dijital sanatların sahne deneyimi üzerine birleşmesi için projeler geliştiriyoruz. Hey Mama ile beraber üretimini gerçekleştirdiğimiz projelerin ilk ayağı Çağır Beni sinematografik animasyon müzik klipi. Çağır Beni şarkısı kendi yan hikâyeleri ve evreni olan bir müzik eseri. Hikâye ile ilk karşılaştığım zaman bu yan katmanlı hikâyeler bütününü işleyen bir dijital sanat evreni oluşturmak istedim. Bu evrende bireyin ayna evresinde dışarıya ve kendine gösterdiği olumlu görüntünün altında ikili ilişkilere olan bağlılığı çok keskin bir konu. Ayrıca aşk varoluştan gelen bir mesele. İnsanın aşktan noksanlığı da en az aşk kadar derin katmanlardan gelen bir duygu. İnsanın farkındalığa giden ilk adımı kendisinden ve dünyasından uzaklaşmasıdır. Çağır Beni’de aşk ve aşk duyulanın noksanlığı kimliksizleşen ve deforme olan bir sosyal yapının gerçekliğini fark etmemizi sağlıyor.


Bu kavramlardan beslenen bir metni anlatabilmek için kontrast bir disiplinler birleşiminden yararlandık. Dijital görüntü yönetmeni Yakar Anıl Canbolat ile gerçek görüntülerden oluşan bir video sanatları akışı ve alternatif dünyaları anlatan 3 boyutlu dijital bir dünyayı birleştirdik. Hey Mama’nın kızlarının dijital ikizlerini oluşturmak için Lidar tarayıcılar temelli bir üretim yolunu kendi Lidar varlık tarama stüdyomuzda izledik. Ayrıca Rokoko ve HTC Vive çözümleri ile oluşturduğumuz hareket yakalama stüdyomuzda bu dijital ikizleri animasyonları ile buluşturduk. Bildiğimiz dünyanın alternatif bir yansımasında geçen Çağır Beni hikâyesi bizlere hayallerimize inanmanın zorlu yolculuğunu anlatıyor.
Bahsettiğim üzere, klip bu evrenin seyirci ile buluşan ilk eseri. Bu evrenin enstantanelerinden NFT eserler koleksiyonu oluşturmak kaçınılmaz. İstanbul’un keşfedebileceğiniz sokaklarında olduğu gibi bu evrenden fotoğraflar çekmek istiyorum. Ayrıca bu evreni anlatan etkileşimli ve deneysel sahne şovları, yeni eserleştirmeler ve deneyimleri de üretmeye devam ediyoruz.


Nelerden ilham alırsın, senin için yaratıcı fikirler nerelerden gelir?

Beslendiğim en büyük kaynak gözlem ve güncel hayat. İnsan ve toplum ilişkileri ve içe dönük felsefe. Farklı disiplinlerden beslendiğim çok fazla sanatçı var ama özellikle dijital sanatlar üzerine takip ettiğim geniş bir Feedly sayfam var; merak eden herkese sosyal medyadan paylaşabilirim.

Gelecek için heyecanlı mısın? Planlarında neler var?

Teknoloji, Web 3.0 ve NFT pazarındaki gelişmelerin yanı sıra markaların ve özellikle seyircinin dijital sanatlar üzerine bilinci artmaya devam ediyor. Bu bizler için hikâyelerimizi anlatacağımız daha güzel ve heyecan verici günlere sebep oluyor. Proje ve üretimler için, yakın zamanda müzik ve sahne sanatları için planladığımız etkileşimli dijital sanat deneyimleri ve müzik/sanatçı iş birliklerimiz var. Ayrıca dijital sanat eser deneyimleri olarak projeler üretmeye devam ediyoruz.
Qode Akademi yapımız geçtiğimiz iki senede on bir saatin üzerinde workshop ve eğitim programları verdi. Yakın zamanda Qode Akademi için yeni içeriklerimiz var. Genç dijital sanatçılar ve Türkiye’nin dijital sanatlar kültürüne katkılar bırakmak istiyoruz. Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi’nde dijital sanatların Türkiye’deki sorunları ve gündemleri üzerine çalışmalarımız var.
Yeni içerik serimiz Qode Cast ile dijital sanatlar üzerine deneyimlerimizi ve birikimlerimizi izleyicilere sunuyoruz. Bunların hepsi için bizi tüm sosyal medya hesaplarından badqode olarak takip edebilirsiniz. Biz de her yeni günde dijital sanatlar ve güncel teknolojideki gelişmeleri heyecanla takip ediyoruz ve üretimlerimizi bunlar ile kurgulamak istiyoruz. Hikâyelerimizi anlatabilmek için yeni teknikler ve imkânlar beni her zaman heyecanlandırmıştır. Önümüzde pazar tabanının, sergilenme biçimlerinin ve eser formlarının şekil değiştirmeye devam ettiği bir gelecek görüyorum. Seyirci ve seyir kültürünün dijital sanatlar ile geçirdiği dönüşümü görmek benim için heyecan verici bir süreç. Yeni hikâyelerimizi seyircilere deneyimletebilmek için sabırsızız.


Mercado Logo