• Tuna Mert

DİYALOG: Enes Güç | Dijital Sanatçı


Work In Progress, Evelyn Bencicova & Enes Güç

Dinamik insan figürleriyle dikkat çeken çalışmalara imza atan dijital sanatçı Enes Güç ile tasarım dünyası ve çalışmaları hakkında sohbet ettik.


Enes Güç kimdir?

Sihirbaz Enes, içindeki kişiliklere hakim olmak için farklı dünyalarda farklı roller üstlenir. Ki içindekiler, sonunda bu dünyalara denge ve uyum içinde hakim olabilsin.
"Kişilik, bir kişinin gerçek karakteriyle ilgili olmayan yüzeysel bir özellikler koleksiyonudur." (Bilinmiyor)


Dürüst olmak gerekirse, çocukluğumdan beri olmak istediğim tek şey büyücü olmaktı. Sanırım animasyon bana biraz bunun imkanını verdiği için bu yolda ilerlemeyi tercih ettim.



Resim/güzel sanatlarla dolu bir çocukluk ve gençlik döneminin ardından üniversitede 3D Animasyonla birlikte dijital sanat üretimine yönelen bir sanatçısın. Kendini keşfetme sürecinden biraz bahsedebilir misin?

Çocukluğumda resim dışında hiçbir alanla bağ kuramamış olmam beni bu yolda ilerlemeye zorladı açıkçası. Her ne kadar bunun için büyük savaşlar vermiş olsam da, bir şekilde kendimi güzel sanatlar lisesinde buldum. Oradaki eğitimim beni bir birey ve sanatçı olarak çok derinden etkiledi. Dijital resim ve 3Dyi ilk bu dönemde uygulamaya başlamıştım.
Ailem tarafından bir yöne ve genel sanat eğitimim tarafından zıt bir yöne itilmemin sonrası, “Beni siz yönlendiremezsiniz!” demek istedim herkese ve “Ben animasyon okuyacağım.” diyerek çevremi biraz şaşırttım sanırım.
Dürüst olmak gerekirse çocukluğumdan beri olmak istediğim tek şey büyücü olmaktı. Sanırım animasyon bana biraz bunun imkanını verdiği için bu yolda ilerlemeyi tercih ettim. Her ne kadar başka yönlere itilsem veya çekilsem de günün sonunda neysem onu yapıyorum normal olarak.

Tale Of Succession, Enes Güç & Zeynep Schilling
Tale Of Letting Go

Sanat ve teknolojiyi buluşturan yeni nesil işler üretiyorsun. Analog ve dijital arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsun? Dijital, teknik tarafta ağırlığını korurken sanatsal yaklaşım ne zaman sürece dahil oluyor?

Eğer kulağa biraz iddialı ve gösteriş dolu gelmiyor olsaydı ilk "Sanat, her zaman yaptığım işlerin temeli." demek isterdim.
Benim için üretim süreci, projelerin özünde yatan fikre ve/veya motivasyona bağlı kendiliğinden gelişen bir süreç oluyor. Bir çok farklı tekniğe ilgi duydum ve onları denemek için de birçok proje geliştirdim ki bu ilginin nereden geldiğini anlayabileyim. Uzun süreli tekrarlamalar sonrasında bazı tekniklerin benim düşünme biçimime daha uygun olduğunu fark ettim ve bunlara devam ettiğimde bu teknikler, karakterimin ve bakış açımın bir parçası haline dönüştü. Haliyle yaptığım işlerde bunun da gözükmesi benim için önemli.
Ama bu deneyimler sonrasında fark ettiğim şey, en önemli olanın teknik olmadığıdır. Tekniği bir araç olarak görmenin önemli olduğunu düşünüyorum, sonuç olarak değil. Bunu öğrenmek için bir çok zorlu yoldan geçmem gerekti.


Aklımız ve algımız hep bir akış halinde.

Sabit veya hareketli bir görsel üretiyor olsam da, çalışmalarımda bu akışı görebilmek ve gösterebilmek benim için önemli.



Work In Progress, Evelyn Bencicova & Enes Güç
Work In Progress, Evelyn Bencicova & Enes Güç


Çalışmalarında sıklıkla gördüğümüz dinamik insan formlarının arkasındaki hikayeden bahsedebilir misin?

Zaman kavramı sürekli olarak sorguladığım kavramlardan birisi ve işlerimde “zamansız dünyalar” yaratma fikri, benim için hep ilgi çekici oldu. Bir şeye baktığımızda sadece onu olduğu yerde değil, olabileceği birçok yerde görebilmek önemli.
Her birimiz sürekli bir dinamizmin içindeyiz, bir şekilde. Hepimiz durmaksızın değişiyor ve gelişiyoruz. Aklımız ve algımız hep bir akış halinde. İkincil hikayeleri anlatabilmek için, bir şeyin nereden geldiğini, nerede olduğunu ve nereye gittiğini yaptığım işlerde göstermeye ihtiyaç duyuyorum. Sabit veya hareketli bir görsel üretiyor olsam da, bu akışı görebilmek ve gösterebilmek benim için önemli. Bence bu dinamiklik işe ayrı bir derinlik katıyor.

Bugüne kadarki çalışmaların içerisinde tasarım süreci ve çıkan ürün bazında seni en çok heyecanlandıran çalışma hangisiydi?

Her projede başka şeyler beni heyecanlandırıyor, o yüzden seçmesi çok zor ama 2019 yılında nine-sum sorcery adlı Studio LABOUR, Evelyn Bencicova ve Zeynep Schilling ile yaptığım Berlin Atonal işbirliği diyebilirim. Bu benim için çok önemli bir dönüm noktasıydı. Yaptığım bir işi, şimdi yakın arkadaşlarım demekten gurur duyduğum Farah, Colin ve Hani’nin inanılmaz dahiyane performansı sırasında 14 metrelik bir ekranda izleme fırsatı yakalamıştım.

nine-sum sorcery


Bir süre önce 3B yazıcılar ile çalışmaya başladım ve bu da benim için önemli bir dönemdi. Yarattığım şeylerin elle tutulur bir forma dönüşmesi fikri, benim için hep çok ilgi çekici oldu. İşim doğrultusunda beni genelde üzen şey, bu kadar emeğin ve zamanın ardından her şeye bir ekran doğrultusuyla iki boyutlu bir forma bakmak. Bu sebeple tasarladığım objeleri yazdırabilirken aynı zamanda onları 3B olarak sahip olmak da güzel bir his. Bu başka gerçeklikleri birbirine bağlama fikri beni oldukça heyecanlandırıyor. Zeynep Schilling ile Neu Object adlı küçük bir tasarım stüdyosu tadında da bir girişimiz oldu bu doğrultuda.
Son dönemde ise Year Zero’nun 3. sayısını Barış Bilenser, Zeynep Schilling, Juule Kay ve Studio Yukiko ile birlikte yaptık ve bu daha önce tecrübemin olmadığı bir alan olmasına rağmen oldukça keyifli bir sonuç doğurdu. Aynı zamanda uzun süredir düşünüp arkadaşlarımla konuştuğum hiyerarşik olmayan bir çalışma düzeni kurma fikrini oluşturma ve deneyimleme fırsatı buldum ki bu benim için büyük bir motivasyondur derginin genel konsepti dışında. İçerisinde bulunduğumuz sistemin zehirleyiciliğinden uzakta başka ne tür sistemler kurabiliriz ve en önemlisi birey olarak nasıl bir sistemin içinde var olmak istiyorum sorularına bir cevap verebilecek deneyimler kazandım sonrasında.


Hermione Flynn için tasarladığın dijital avatar Em’in hikayesini anlatabilir misin?