DİYALOG: Deniz Satır Hartikainen | Dokuma Sanatçısı


Mamut Art Project 2021

İllüstrasyonlarını tafting yani kilim dokumak için kullanılan kancalama tekniğini kullanarak duvar kilimlerine dönüştüren dokuma sanatçısı Deniz Hartikainen ile çalışmaları üzerine sohbet ettik.


Deniz Satir Hartikainen kimdir? Kısaca kendinden bahseder misin?

ABD doğumlu, İstanbul’da büyüyen ve son beş senedir ise Finlandiya’nın Jyväskylä şehrinde yaşayan bir dokumacıyım. Finlandiya’ya ilk olarak 2011 yılında AFS (American Field Service) lise değişim programıyla gelmiştim. Türkiye’de üniversiteden mezun olduktan sonra, hatta mezun bile olmadan, tekrar buraya taşındım ve dokumacılık akademisinde okumaya başladım.

Marmara Üniversitesi Hukuk bölümünden mezun olduktan sonra punch sanatçısı olma serüvenin nasıl başladı?

Aslında amacım Finlandiya’da İnsan Hakları Hukuku veya Çevre Hukuku Master’ı yapmaktı. Bunlara başvurduğum sene ikisinden de ret aldıktan sonra büyük bir boşluğa düştüm. Bu yüzden bir sonraki başvuruya kadar dokumacılık akademisinde okumaya karar verdim. Daha sonra almış olduğum hukuk eğitimim yedi buçuk senede bitti. Hukuk fakültesinin sadece birinci senesinden keyif almış olmama rağmen bırakmayı hiç düşünmemiştim; ta ki yeni okulumda birkaç hafta geçirene kadar. O kadar keyifliydi ki, yepyeni bir dünya ile tanıştım.


Biraz tasarım sürecini anlatabilir misin? Fazlasıyla analog bir süreç gibi görünmesine rağmen dijital tekniklerden de yararlanıyor musun?

Dokuma öncesinde taslağı kumaşa çizip onu referans alarak çalışıyorum, iş ilerledikçe doğaçlama olarak farklı imgeler ekleyip çıkartabiliyorum. Çizim kısmı kabataslak oluyor yani. İşin ne tarz bir şey olacağı dokuma başlayınca şekilleniyor. Ancak bazen fikir olması adına tablet üzerindeki illüstrasyonları projektör ile kumaş yüzeyine yansıtıp ‘trace’ ederek de bir hazırlık yapılabilir. Bunun yanında bir NFT projesi için, fotoğrafları çekilmiş işleri manipüle ederek animasyonlaştırma yapmaktan da keyif alıyorum ancak bu güçlü bir yanım değil. Halılarımın yapımında ne kadar organik olursam o kadar iyi bir his bırakıyor.

Halı dokuma konusunda sana ilk ilhamını veren şey ne oldu?

Nordik ülkelerinde çok kullanılan ve buranın yöresel halıcılık tekniklerinden biri olan ‘Rya’ duvar halılarından çok etkilenmiştim. Bu ülkelerde hem soğuk olduğu için hem dekorasyon amacıyla kullanılan bu halılara benzer işler yapmak istemiştim ve punch nakışıyla ve düğüm dokumayla bu hayranlığımla birlikte tanıştım. Burada evlerde, restoranlarda, kiliselerde bu devasa halıları duvarda görmek çok mümkün. Bu halıları nerede görsem halen çok heyecanlanıyorum. Fincesi de ‘ryijy’ olarak adlandırılıyor.


Dokuma eserlerinde göz imgesi öne çıkıyor, neden gözler?

İlk çıkış noktası gözümü kaybetme korkumun bir yansıması diyebilirim. Ancak gözün vaziyetinin bir insanın duygu durumunu çok iyi yansıttığını hissettiğim için hantal olan tasarımlarda gözün çok iyi bir referans olduğunu düşünüyorum. Karakterlerim kafası karışık, üzgün, sarsılmış karakterler olduğu içi, göz uzvu aksettiren bir imge haline dönüşüyor.

Sanatçı kimliğinin yanında yaptığın işlerin bir de zanaatkârlık boyutu var. Sen kendini tanımlarken bu iki kavramı nasıl değerlendiriyorsun?

Sanatkârlık ve zanaatkârlık artık iç içe geçmiş kavramlar, neyse ki. Bu ikisini tanımlayan unsurlar birbirine yakınlaşmış durumda. En azından Finlandiya gibi el emeğinin çok değerli olduğu bir coğrafya için bu böyle. Geleneksel sanatların Türkiye’de hala hor görülen ve karşılığını alamayan bir dal olduğunu düşünüyorum; bunun coğrafi ve politik bir sürü sebebi var tabii. Kendi açımdan işçilik, işlerimin en büyük bölümünü oluşturuyor. Bu ciddi bir fiziksel külfet aslında. Buna rağmen ben illüstrasyon ve taslak aşamasında çok daha fazla zorluk çekiyorum. Çünkü tüm bu fiziksel emeği vereceğiniz ve buna değecek bir tasarım yaratmam gerektiği baskısı devreye giriyor. Bu yüzden illüstrasyon ve tasarımın inşası benim açımdan çok daha stresli.
Boynum Ağrıyor 2022

İlham tazelemek için neler yaparsın? Bu alanda veya farklı disiplinlerden merakla takip ettiğin isimler kimler?

İstanbul’a gittiğimde Kürkçü Han’a gitmek, yünlerle haşır neşir olmak veya tuhafiyecilere gitmek çok motive edici oluyor. Halıya çevirince heyecan verici olabilecek çok fazla görsel var. Benim için bunların ihtimali bile çok çekici. Böylesine geleneksel yöntemleri kullanarak üretim yaparken sıradan bir objeyi veya konsepti kullanmak çok ironik bir hale gelebiliyor. Bunun esprisi benim için motive edici. Bunun yanında son zamanlarda beni hem kreatif anlamda çok beseleyen şey Radiohead’in ‘KID A MNESIA Exhibition’u oldu. Yine herhangi bir albümün etkisinde çok kaldığım zamanlar da oluyor.

Gelecek için heyecanlı mısın? Planlarında neler var?

2023’ün Mart ayında Kuopio Modern Sanatta bir solo sergim olacak. Bunun dışında Eylül’de Türkiye’de karma bir sergi olabilir. Ufukta görünen bunlar gibi şimdilik.
Mercado Logo