Mimar Aynur Yılmaz ile FDI 2026 Üzerine

FDI'ın ortaya çıkış hikayesini anlatır mısınız? Bu fuara ihtiyaç duyulmasının arkasındaki motivasyon neydi, tasarım dünyasında nasıl bir yerde durmayı hedeflendi?
"FDI (Furnishings & Design Istanbul), Türkiye’deki güçlü üretim altyapısı ile özgün tasarım vizyonunu aynı potada eriten nitelikli ve hibrit bir platform ihtiyacından doğdu. Geleneksel mobilya ve ticaret fuarlarının ötesine geçerek; tasarımı odağına alan, disiplinlerarası diyaloğu teşvik eden ve seçici yapısıyla sanayi ile tasarımı buluşturan bir yapı hedeflendi.
MOSFED’in vizyonuyla 2024 yılında hayata geçen FDI sürecinde ilk defa bağımsız ve multidisipliner bir Tasarım Komitesi kuruldu. Hepimizi bu vizyon etrafında bir araya getiren isim Prof. Dr. Alpay Er’dir. Komitemiz mimar, iç mimar ve endüstriyel tasarımcılardan oluşan bir yapıya sahip; Alpay Er, Ece Yalım, Erdem Akan, Cem Cemal Çobanoğlu, Raşit Karaaslan ve Şule Koç ile birlikte çalışıyoruz.
Fuarın ismini de komite olarak birlikte belirledik. Özellikle 'Furnishings & Design Istanbul' dedik; çünkü amacımız burayı yalnızca bir mobilya fuarı yapmak değil, mekanı oluşturan ve tamamlayan mobilya dışındaki tüm bileşenleri de kapsayan bütüncül bir tasarım platformu haline getirmekti.Yola çıkarken motivasyonumuz; geleneksel fuarcılık anlayışının ötesine geçerek, tasarımı ve mekan kurgusunu odağa almaktı. Nitekim ilk yıl 1 hol büyüklüğünde başlayan, ikinci yılında 2 hole ulaşan FDI’ın mimarisi; stantlarından sergi ve panel alanlarına, sosyal donatılarından ortak alanlarına kadar bütüncül bir mekânsal dille ve özenle tasarlanıyor. İlk yıl fuarın tüm mimari projelendirmesini Cem Cemal Çobanoğlu, ikinci ve üçüncü yıllarda ise Demirden Design üstlendi.
Bu bütüncül yaklaşımla FDI, tasarımı sergilenen bir üründen öte yaşayan bir deneyime dönüştürerek, bölgenin referans kabul edilen tasarım platformu olmayı hedefliyor."

İlk iki yıl fuara tasarımcılardan ve sektörden gelen geri dönüşler nasıldı? FDI’da buna göre değişimler oldu mu?
"İlk iki yılımızda hem tasarım camiasından hem de sanayi/üretim kanadından son derece kıymetli geri bildirimler aldık. Tasarımcılar, fuarın estetik dili ve kürasyon kalitesini takdir ederken, üreticilerle daha doğrudan ve nitelikli iş birliği kurabilecekleri mekanizmalar talep ettiler. Sektör ise fuarın sunduğu ilham verici atmosferi benimseyip bunu somut ticari ve projeye dayalı ortaklıklara dönüştürme arzusunu dile getirdi. Bizler Tasarım Komitesi olarak bu sürece gönüllü ve danışmanlık düzeyinde katkı sağlayan bir ekibiz ve odağımız sahadan, tasarımcılardan ve ziyaretçilerden gelen içerik odaklı geri bildirimleri değerlendirmek oldu.
Fuarın stant satışları, bütçesi ve ticari kurgusu tamamen MOSFED’in yönetiminde ilerliyor. Ülke ekonomisindeki genel seyir, enflasyon ve sektörel maliyetler doğal olarak fuara katılım kararlarını ve stant satışlarını doğrudan etkiliyor. Bu yıl ekonomik gerekçelerle katılamayan bağımsız tasarımcılara imkan sağlamak üzere 'Common Ground' adını verdiğimiz paylaşımlı stantlar çözümünü geliştirdik. Bir standı 4 tasarımcı paylaşarak kiralayabiliyor.
Ayrıca çok kıymetli bulduğumuz D2B (Designer to Business) programını İDEALİST yürütücülüğünde daha verimli ve sonuç odaklı butik bir yapıda kurguladık. Tasarımcı ile üreticiyi aynı masada buluşturan nitelikli bir iş birliği zeminine dönüşmesine katkı sağlamaya çalıştık."

FDI 2026’da ziyaretçileri neler bekliyor? Yeni mezun genç tasarımcılar, deneyimli profesyoneller ve tasarım sektörünün farklı paydaşlarına özel olarak FDI 2026 neler sunuyor?
"FDI 2026, bu yıl da tasarım ekosisteminin farklı katmanlarını bir araya getiren son derece zengin ve dinamik bir içerik sunuyor. Genç ve bağımsız tasarımcılarımıza 3 yıldır New Horizon Exhibition (NHE) seçkisiyle çok özel bir alan açıyoruz. Sosyal medya üzerinden yaptığımız Açık Çağrı ile üretime hazır, prototipi yapılmış ürünleri olan genç yeteneklerin tasarımlarını küratoryal bir seçkiyle fuara taşıyoruz. İlk iki yıl bu seçkiyi Tasarım Komitesi olarak biz yapıyorduk; ancak bu yıl süreci daha da güçlendirdik. ENTA Derneği çağrıları yönetiyor, şartnameye uygunluk için ön elemeleri gerçekleştirip jüriye hazırlıyor. Bu yıl bağımsız ve taze bir bakış açısı getirmek adına her yıl yenilenmesini önerdiğimiz yeni bir jüri oluşturduk. Dilara Kan, Emre Evrenos, Işık Görgün Oral, Ozan Sinan Tığlıoğlu ve Yeşim Eröktem’den oluşan genç ve deneyimli isimlerle bu programı yeni nefeslerle zenginleştiriyoruz.
Bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğim gibi bağımsız tasarımcı ve tasarım ofislerimiz için Common Ground adını verdiğimiz yeni bir stant kurgusu geliştirdik. Tasarımcılar bu sayede standart bir standın 1/4’ü ölçeğindeki alanları kiralayarak paylaşımlı stantlarda ürün ve işlerini sergileme imkanı buldular.
Deneyimli profesyoneller ve mimarlar için de çok cazip içeriklerimiz var. Stant katılımcılarından malzeme odaklı özel bir seçkinin sunulacağı Design Circle’ın özellikle mimarların ilgisini çekeceğine inanıyorum. Sergi tarafında ise Erdem Akan’ın bu yıl sergilediği Big Soft sergisi FDI’a taşınıyor; geçen yıl yoğun ilgi gören Masterful sergisi ise bu yıl da devam ediyor. Masterful’da bu sene Cem Cemal Çobanoğlu’nun kürasyonuyla bireysel tasarımcılar yerine stüdyolar öne çıkarıldı; stüdyoların tasarımları destekçi markalar tarafından üretilerek fuarda sergilenecek.
Bu yıl İDEALİST olarak resmi iş birliği kapsamında yürütücülüğünü üstlendiğimiz D2B (Designer to Business) programının kurgusunu, son 3 yıldır New Horizon Exhibition seçkisine katılmış tasarımcılar ile fuarda yer almış markalarımız arasında sınırlandırarak talepleri topladık ve nitelikli eşleştirmeler yaptık. D2B’nin önümüzdeki süreçte çok daha yaygın bir eşleştirme modeliyle sektöre can verecek son derece önemli bir kuluçka mekanizmasına dönüşeceğine inanıyorum. İlerleyen dönemde, orta büyüklükteki veya henüz bir tasarımcıyla çalışmamış marka ve üreticilerimiz ile henüz sanayiciyle bir araya gelmemiş yetkin tasarımcıları buluşturmayı, bu iş birliği kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bu yıl Mudo Home için geliştirdiğimiz Mudo Home BİRLİKTE projesi ile bu tasarımcı-marka iş birlikleri için güzel bir model geliştirme deneyimi de yaşamıştık.
Sektör paydaşlarımız ve üreticilerimiz içinse MOSFED tarafından fuara getirilen uluslararası alım heyetleri doğrudan küresel pazarlara açılma imkanı sunuyor. Son olarak, her yıl olduğu gibi fuar boyunca ilham verici tartışmalara ve paylaşımlara sahne olan Stage & Talks programının yine tüm ziyaretçilerimizin odağında olacağını söyleyebilirim. Bu yıl programda Ross Lovegrove, Defne Koz ve 3daysofdesign küratörü Signe Byrdal Terenziani gibi uluslararası isimlerin yanı sıra yapay zekadan kontrat mobilya sektörüne, Milano tasarım ekosisteminden marka deneyimine uzanan çok katmanlı başlıkları tartışacağız."

Tasarım komitesi olarak fuarın içeriğini şekillendirirken öncelikleriniz neler oluyor?
"Tasarım Komitesi olarak kuruluşundan bu yana temel önceliğimiz; fuarın niceliksel büyüklüğünden ziyade, sergilenen içeriğin niteliği, özgünlüğü ve sektöre sunduğu katma değer oldu.
Komite olarak bizim ana görevimiz; katılım kriterlerinden sergi mimarisine, panellerden özel programlara kadar fuarın 'tasarım odaklı düşünce' çerçevesini ve prensiplerini belirlemektir. İlk iki yılda edindiğimiz tecrübeyle bu standartları oturttuktan sonra, ticari katılım süreçleri MOSFED tarafından yürütülürken; biz komite olarak odağımızı tamamen sergiler, D2B, New Horizon Exhibition ve Stage & Talks gibi fuarın ruhunu, derinliğini ve içeriğini oluşturan özel programlara veriyoruz. Temel kriterimiz; endüstri ile tasarımcı arasında etik, şeffaf, nitelikli ve sürdürülebilir köprüler kurmaktır."
2019 yılındaki kuruluşundan beri İDEALİST Tasarım Derneği’nin Direktörü olarak görev yapıyorsunuz. İDEALİST’teki deneyiminiz ve birikiminiz FDI’daki rolünüze nasıl katkı sağlıyor?
"Benim FDI Tasarım Komitesi’ne davet edilmem ve bu süreçte aktif rol almam, aslında İDEALİST öncesine dayanan, uzun yıllara yayılan sektörel deneyimim ve kurduğum network sayesindedir. ODTÜ Mimarlık mezuniyetimin ardından Tepe Grubu’nda mobilya üretiminden anahtar teslimi iç mekan donanımına kadar A sınıfı büyük ölçekli projelerin yönetimini üstlendim. Sonrasında Kanada ve Yeni Zelanda merkezli uluslararası firmalarla yüksek nitelikli projelerde yürüttüğüm danışmanlıklar ve Ersa Mobilya’da Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü olarak yönettiğim markalaşma, tasarımcı ilişkileri ve yurtdışı fuar süreçleri, bana sektörün hem üretim hem de tasarım kanadını çok yönlü tanıma imkanı verdi.
2019 yılından bu yana yürüttüğüm İDEALİST Direktörlüğü ve Yönetim Kurulu Üyeliği / Genel Sekreterlik görevim ise bu birikimi sivil toplum ve mesleki örgütlenme boyutuna taşıdı. Dolayısıyla hem yıllara dayanan endüstri ve proje yönetimi tecrübem hem de İDEALİST çatısı altında sektörün ihtiyaçlarına dair edindiğimiz kurumsal hafıza, FDI’daki çalışmalarıma doğrudan yön veriyor. Bu birikim, fuarın tasarım komitesindeki vizyona katkı sağladığı gibi, bu yıl İDEALİST yürütücülüğünde üstlendiğimiz D2B programını da son derece sağlam ve gerçekçi bir zemine oturtmamıza yardımcı oluyor."
FDI için hedefleriniz ve hayalleriniz neler? Fuarı gelecekte nasıl bir noktada görüyorsunuz?
"En büyük dileğimiz, İstanbul’un sahip olduğu coğrafi, tarihi ve kültürel potansiyeli arkasına alarak FDI’ın uluslararası tasarım etkinlikleri takviminde kendine kalıcı bir yer edinmesi ve bölgenin referans noktalarından biri haline gelmesi. FDI’ın gelecekte; sadece bölgesel değil, uluslararası ölçekte takip edilen, tasarım diplomasisi kuran ve kentle bütünleşen bir festival ve buluşma yapısına dönüşmesini hedefliyoruz. Tasarımın dönüştürücü gücünü sanayiden kent kültürüne kadar geniş bir alana yayan, yeni yeteneklerin küresel sahneye çıktığı en saygın platformlardan biri olması temel vizyonumuzdur.
Ancak dünyadaki örneklere baktığımızda bu tür kapsamlı organizasyonların öyle bir anda olgunlaşmadığını, sabırlı ve sürdürülebilir bir strateji gerektirdiğini biliyoruz. Geçmişte Türkiye’de çok değerli Design Week girişimleri oldu ama maalesef uzun soluklu yaşatılamadı. Tam da bu yüzden, FDI’ın yakaladığı bu ivmenin korunması için kamunun ve devletin bu platformu stratejik olarak desteklemesi gerektiğine inanıyorum. Ancak bu tür güçlü bir destek sağlandığında, yüksek ekonomik gücü olmayan ama çok yetenekli olan özgün ve genç tasarımcılarımızın bu arenada sürdürülebilir biçimde yer bulması mümkün olabilir.Aynı şekilde, sektörümüzde tasarıma yön veren, bu bilinci taşıyan büyük markalarımızın da —kendi ticari önceliklerinin yanı sıra— bir sektörel dayanışma ve sorumluluk anlayışıyla FDI’da yer almaları çok kritik. Türkiye’nin tasarım ve üretim potansiyeli çok yüksek; fakat cılız veya parçalı katılımlarla bu potansiyeli dünyaya tam anlamıyla göstermemiz zorlaşıyor. Ancak devlet desteği, büyük markaların sahiplenmesi ve tasarım camiasının ortak duruşu bir araya geldiğinde FDI, Türkiye’nin gerçek gücünü temsil eden yaşayan bir uluslararası platforma dönüşecektir."































