Pandemi İle Değişen Fotoğrafçılık Pratiği


Fotoğrafçı Didem Kendik'in Together Alone projesi


COVID-19 pandemisinin getirdiği kaygı hali üretkenliğimizi etkilemekte ancak yaratıcı sektörlerde çalışan insanlar üretime devam etmek zorunda. Pandemi gibi zor bir durumda bile ayakta durmak ve yaratıcı içerikler hazırlamak zorunda olan sektör, kendi sınırlarını dahi zorlayarak farklı işlere imza atıyor.

Karantina sürecinde işleri en çok sekteye uğrayan sektörlerden birisi de kuşkusuz fotoğrafçılık sektörü. İnsan temasının minimuma indirildiği bu dönem en çok da yüz yüze olmayı gerektiren bu sektörde çalışanları etkiledi. Dergi çekimlerinden, marka çekimlerine kadar birçok alanda işler durdu. Sanatçılar sadece işlerin durması değil aynı zamanda evde üretememe sorunuyla baş başa kaldılar. Her ne kadar uzmanlar bu dönemde üretemememin doğal bir süreç olduğunu söylese de yaratım süreciyle yetişmiş insanlar için üretmeyi durdurmak mental olarak zorlu bir süreç. Buna rağmen yaratıcılığın sınırlarını zorlayıp üretmeye devam edenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Bu dönemde fotoğraf pratiğini değiştiren yaratıcı işlere birlikte göz atalım.




Her ne kadar uzmanlar bu dönemde üretemememin doğal bir süreç olduğunu söylese de yaratım süreciyle yetişmiş insanlar için üretmeyi durdurmak mental olarak zorlu bir süreç.







Zara modellerinin ev çekimleri


Bu süreçte online alışveriş yapanlardansanız çoğu alışveriş sitesinde giyim ürünlerinin modeller üzerinde değil sadece ürün olarak sergilendiğini fark etmişsinizdir. Depoların ve fotoğraf stüdyolarının kapalı olduğu bu dönemde ürünler için modelli fotoğraf çekimleri de durduruldu. Ancak bir marka var ki modeller ile çekim yapmaya ve ürünlerini canlı modeller üzerinden sunmaya devam ediyor. Hem de sıfır sağlık riskiyle. Nasıl mı?

İspanyol giyim markası Zara, hem modellerin ve çalışanlarının sağlıklarını korumak hem de ürünlerin modelli çekilmesini sağlamak için daha önce yapılmamış bir sistem geliştirmiş. En yeni ürünleri doğrudan modellerin evlerine göndererek çekimleri kendi başlarına evde yapmalarını istemiş. SS20 koleksiyonu modellerin kendi evlerinde, kendi imkanlarıyla çektikleri fotoğraflarla satışa sunuldu. Bu sistem ile ürünlerin başarılı şekilde çekilmesinin yanı sıra, markayı sevenlerin dünyanın farklı yerlerinde yaşayan modellerin evlerine konuk olmasına da izin veriliyor. Zara’nın alışmış olduğumuz üst düzey editöryal çekimlerinin yerini sabah kahvesi fincanlarıyla poz veren günlük stilde çekimlerin almasının, insanların yeni koleksiyonla bağ kurabilme gücünü arttırdığını da söylemek mümkün.


Buna benzer bir başka başarılı proje de ALL Türkiye’nin mayıs ayı kapak çekimi. Ünlü Youtuber Cansu Akın’ı kapağa taşıyan dergi, kapak gibi çok önemli bir görselin çekimlerini Cansu’nun kendi evinde, tamamen kendi imkanlarıyla çekmesini sağlamış. Tek bir arkadaşının yardımı ve dergi ekibinin uzaktan yönlendirmeleriyle gerçekleşen çekim Türk dergicilik sektörü için de bir ilk olma özelliği taşıyor. Olağanüstü koşullarda pratik ve yaratıcı çözüm önerileri üretmek zorunda kalan dergiciler, fotoğraf gözlerine güvendikleri influencer isimlerle evden çekim gerçekleştirerek bu süreçte üretime devam ediyor.



Bazı fotoğrafçılar da bu zorlu süreçte evde çekimler yaparak üretime devam ediyor. Facetime üzerinden profesyonel fotoğraf çekimlerine devam eden fotoğrafçı Mert Güner, markaların uzaktan fotoğrafçılık konusunda ne düşündüğü sorusunu şu sözlerle yanıtladı “Biraz gerçekçi olursak markaların uzaktan çekimleri kabul edeceğini düşünmüyorum. Onlarca markayla çalışıyoruz, ufak bir detayın bile çok büyük önemi var. Uzaktan fotoğrafçılık şuan işin eğlencesi ama ilerleyen zamanlarda neler olacağını hep birlikte göreceğiz.”


Fotoğrafçı Mert Güner'in Facetime üzerinde yaptığı çekimden kareler



Evde kalınan süreyi yaratıcı işlerle geçiren bir başka fotoğrafçı da Didem Kendik. Together Alone ismini verdiği bir fotoğraf serisine başlayan sanatçı, bu dönemi evde yalnız geçiren 21 kişiyi görüntülü konuşma üzerinden fotoğraflayarak bir röportaj serisi yapmış. Ünlü fotoğrafçı Jackie Russo’dan esinlendiğini belirten sanatçı, yalnız yaşayan biri olarak kendisi gibi yalnız yaşayan insanlara ulaşıp sosyal izolasyon sürecinde kimsenin yalnız olmadığını fotoğrafçılık üzerinden göstermek istemiş.


Pandemi ile fotoğraf pratiğinin değiştiği ve yaratıcı sektörlerde çalışan insanların yenilikçi çözümlerle işlerine devam etmeye çalıştığı bu dönem dijitalleşen dünyanın bir ön gösterimi mi ilerleyen dönem gösterecek.



Didem Kendik ile pandemi sürecinde fotoğraf pratiğini değiştiren projesi Together Alone üzerine bir soru-cevap.

1) Together Alone projesinden kısaca bahsedebilir misin?

COVID-19 pandemisiyle birlikte benim de fotoğraf pratiğimde değişiklikler oldu, yeni yöntemler bulmam gerekti. Ben de yalnız yaşayan biri olduğum için bu ortak noktadan insanlara ulaşıp hem karantinayı evde yalnız geçirenlerle iletişimde olmak hem de onlara bu süreci nasıl idare ettiklerini sormak istedim. Sosyal izolasyon sürecini yalnız geçiren ve evini bir evcil hayvanla dahi paylaşmayan, 14–21 Nisan 2020 tarihleri arasında ulaşabildiğim 21 kişiyi görüntülü konuşma uygulamalarıyla fotoğrafladım ve onlara 6 soru sordum. Bunu da "Together Alone / Birlikte Yalnız" adı altında bir projeye dönüştürerek yayınladım.

2) Yaratıcı sektörlerde çalışan birçok isimle röportaj yaptın. Evlere kapanmak insanları nasıl etkiledi? Verimli bir süreç geçiriyorlar mı? Senin genel izlenimlerin nasıl?

Bazıları bu değişimden “verimli” zamanlar ve yöntemler üretse de ani gelen yeni normal ile birlikte birçok pratik değiştiği için bu alışma sürecinde “verim” kelimesini duymak bile strese neden olabiliyor birçok insanda. Bu stres ve verimli olma baskısının fazla geldiğini görebiliyorum, bundan şikayet eden, bu beklentiye isyan edenler var hem benim projemde hem de sosyal medyada. Bu süreçte evde tamamen yalnız olmayı da olumlu bir şey olarak görenler de var, “keşke en azından bir evcil hayvan olsaydı” diyenler de var. Yani ortak bir ruh halinden bahsetmek zor, kişiden kişiye çok değişiyor, ama morallerinin ve umutlarının beklediğimden daha yüksek olduğunu söyleyebilirim.


3) Bu önemli isimleri ev halleriyle fotoğraflamak nasıl bir deneyim?

Fotoğraf serisinin konusu COVID-19 sürecini evde yalnız geçirenlerdi, çoğunluğu arkadaşım ve tanıdıklarım olan bu kişilerin evlerini bana açmaları çok özeldi benim için. Tabi bazılarının evlerini zaten görmüştüm ama hiç bilmediğim evleri de görme fırsatım oldu bu süreçte, bu da garip bir samimiyet yaratıyor iki taraf arasında. Herhalde bazılarının daha ev haliyle, bazılarının biraz daha hazırlanarak görüntü verdiğini söyleyebiliriz. Bu da onlara bıraktığım bir tercihti. Salgın insanları yeni dayanışma ve birlikte iş yapma biçimlerine yönlendiriyor. Ben de Birlikte Yalnız serisiyle topluluk olarak farklı bir birlikte iş yapma hali deneyimlemiş oldum.

4) Kişisel olarak nasıl hissettiğin bir dönem? Mutlu musun? Üretken misin? Yoksa sadece sürecin bitmesini mi bekliyorsun?

Oldukça iniş çıkışlı bir dönem. Evimde ve güvende hissedebildiğim için mutluyum. Üretken olduğumu hissetmiyorum ama fotoğraf çekme pratiğimi kaybetmemek, hem kendimi hem de başkalarını heyecanlandırabilmek adına fotoğraf çekmeye devam etmeyi istiyorum.

5) Karantina sonrası yapmayı planladığın ilk şey ne?

Evde terasımda kendi tercihimle güneşin altında oturmak.

©2020 Studio Mercado Media Inc. All Rights Reserved.

  • Instagram
Mercado-Logo-A2.gif