#KriptoSanat Geleceğin Sanat Kavramını Kurguluyor


Dijital sanatçı Jos'ın Superrare'de satılan Wind isimli çalışması

Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz Blockchain* teknolojisi, her bir değerin kendi içinde şifrelenmesi ile birbirine bağlanan bloklar ve bu blokların eşsiz olduğu bir veri tabanı sistemidir. Günümüz kültüründe yer edinmeye başlayan bu teknoloji içinde benzersiz dijital sanat eserleri de var olmaya başladı. Sanatın en iyi bildiğimiz tanımı, özgün ve kendi içinde kopyalanamayacak kadar benzersiz bir yapıda var olması. Sanatçıların bugünlerde hala adından söz ettirmesinin nedeni de bu benzersizlik ve öznellik durumu. Pek çok replikası olduğu halde insanlar, tek ve benzersiz olan David heykeline iki metre yakından bakmak, dokusunu yakından görmek için Floransa’daki Galleria Dell’accademeia kapısının önünde üç saat sıra beklemeyi göze aldıkları seyahatler planladı. Fakat bu kültürün blockchain teknolojisindeki sanat eserleri için de aynı kültür ile devam edip edemeyeceği bence merak konusu.


*Blockchain: Milyonlarca cihazda çalışan ve herkese açık olan oldukça yeni bir teknoloji platformu. Blockchain sistemi, IP koruması ve mülkiyet kanıtı ile sınırlı sayıda dijital sanat eseri satıp-satın alabileceğiniz bir pazar yeri sağlıyor.



Kripto Sanat ile dijital satışta en çok kazanan tasarımcılardan Andres Reisinger'in Sancal isimli çalışması


Peki günümüze bakarsak; sanat dijitalleştiğinde, gelecekte de gerçekten özgün ve kopyalanamayacak kadar benzersiz bir kavram halinde kalabilecek mi?



İşte yaratılan #NFT kavramı ile bu biraz daha mümkün hale getiriliyor. Sözcük açılımı Non-Fungible Token olan NFT’lerin çalışma mantığı basitçe, tek ya da sınırlı sayıda olan, benzersiz ve değiştirilemeyen jetonlar şeklindedir.


Dijital sanat alanında sanatçılar tarafından keyifli işler çıkarıldığı günümüzde, sanatçı ve alıcıyı bir araya getiren benzersiz sanat eseri jetonlarının oluşturulup koleksiyonerlere sunulduğu internet siteleri oluşmaya başladı. Bunlardan bazıları, superrare.co, rarible.com. Bu internet sitelerinde sanatçılar sanat çalışmalarını benzersiz sanat eseri jetonları (NFT) haline getirerek koleksiyonerlerin beğenisine sunabiliyor. Bu sitelerde sanatçılar, sanatçı kimliği ile dijital eserlerinin sistemde kaç adet var olacağı bilgisi ile jetonlarının bütçelerini belirliyor. Böylelikle sanatçı ve alıcı, benzersiz jetonlar sistemi ile bir araya gelmiş oluyorlar. Tüm bu faaliyete verilen genel anlam Kripto Sanat olarak isimlendiriliyor.


Daha iyi anlamak adına öncelikle sanatın dijitalleşmesi dönemine bir bakış atalım. Benim de keyifle işler üreterek başladığım #3DArt #RenderArt #DigitalArt konu başlıklarında her şey, sanat işleri üretmek isteyen insanlara sunulan dijital imkanlar ile başladı. Bunlar, Adobe programlarının yaygın kullanılması, grafik çizim tabletlerinin geliştirilmesi, Maxon’un geliştirdiği Cinema 4D programı ile modelleme ve animasyon yapabilme yeteneklerinin keşfi ile başladı. Sonrasında bu durum dijital alanda iş üreten sanatçıların ortaya çıkması ve dijital ekranlarda gözümüzün gezdiği bakması keyifli sanat eserlerinin çoğalmasıyla hayatlarımıza girdi. Bu alandaki şahsi olarak en beğendiğim ve bence akımın öncüsü olan sanatçılar; Roman Bratschi, Blake Kathryn, Vatash, ve Peter Tarka.


3D tasarımcısı Blake Kathryn'in VR teknolojisi ile deneyimlenen Dream Getaway çalışması


Çok yeni olan bu sistemde oluşturulan NFT’ler, koleksiyonerlerin ilgisini çekebilecek mi?

Bence bu kültürün oturması için biraz vakit var gibi. Kripto çağında sanatın, izleyicileri ve meraklıları ile buluşma şekillerinin de değişeceğini bu yapısal değişimle şimdiden ön görebiliriz. Sanat kavramı da dijitalleştiğinde insanlar, David heykeline yakından bakma, dokusunu yakından görme deneyimi gibi bu yeni dönem sanat eserlerini nasıl deneyimleyecekler? Bulut sisteminde eser ile göz arasına ekran giriyor olması, benzersiz jetonlarla eserlere sahip olmak isteyen sanat meraklılarının satın alma alışkanlıklarını değiştirebilecek mi?


Render sanatçısı Murat Yıldırım'ın superrare'de satılan Furry koleksiyonu


Tasarımcı Zeynep Tuğçe Çağlayan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sahne Dekor ve Kostüm Tasarımı Bölümünden mezun olduktan sonra NABA Academy Milano’da Görsel Sunum Tasarımı eğitimi almıştır. Konsept Tasarım ve Dijital Sanat alanlarında kreatif işlerini sürdürmektedir. Zeynep'in dijital çalışmalarına göz atmak isterseniz - Renderlandz