Her Sergiye ve Sanat Eserine Uyacak Bir Jenerik Sergi Metni Yazılabilir mi?


“Pleased to announce…”

Eylül ayı İstanbul sanat sahnesi için adeta bir sergi bombardımanına dönüştü. Yoğun kavramsal çerçeveler, iddialı temalar derken Cem A.’nın Versus Art Project’te yer alan, biraz ironiyle nefes almamızı sağlayan “Pleased to announce…” adlı sergisi ise tek tipleşen sergi metinleri üzerine düşünmeye ve konuşmaya fırsat yarattı.

Yazar: Burcu Dimili


Sergi kapsamında dünyanın farklı köşelerinden topladığı metinleri ve meme'lerini bir araya getiren sanatçı, ayrıca farklı coğrafyalardan küratör, eleştirmen ve iletişim danışmanı arkadaşlarını kurgu metinleriyle serginin bir parçası olmaya davet etti. Üretim pratiğini ve serginin hikâyesini @freeze_magazine adlı Instagram hesabıyla tanıdığımız Cem A.’dan dinledik.


“Pleased to announce…” serginiz günümüzün tek tipleşen sergi metinlerine odaklanıyor. Merak ediyorum bu konu üzerine nasıl yoğunlaştınız, sergi fikir nasıl ortaya çıktı?

“Acaba her sergiye uyacak kadar jenerik bir sergi metni yazılabilir mi?” sorusu aslında bir meme fikrinden ortaya çıktı. Son yıllarda gezdiğim sergilerden topladığım ve ne yapacağımı bilemediğim 300-400 sergi metni de bu espriye biraz esin kaynağı oldu diyebiliriz. Bu konuda çalışan arkadaşlarımı, bu soruyu cevaplamaya davet ettim.



Hepimiz bu metinlere aşinayız. Zaman zaman sergilerde karşılaşıyor, bazen basın olarak üzerine yazılar yazmak zorunda kalıyoruz. Ya da izleyiciler olarak bir anlam ifade etmediğini düşünüyor ama bunu birbirimize itiraf etmekten çekiniyoruz. Bunun nedeni nedir sizce, bir şey anlaşılmayacak boyutta kavramsal ve karışıksa iyi olduğu anlamına mı geliyor çoğunluk için?

Doğrudan bir eserin veya serginin açıklamasını yapmak yerine dolaylı şekilde metinlerin yazılmasının tercih edilmesi bu durumun temelini oluşturuyor. Dolaylı metinler birçok kişinin gözünde daha şık duruyor. Bir sergi hakkında doğrudan bilgi vermek insanların çekindiği bir şey hâline dönüştü. Aynı durum izleyicilerde de oluştu. İzleyiciler de doğrudan tepki vermekten çekiniyorlar böylece kırılması zor bir zincir oluşuyor.


Bu konunun bir tanımı bile var hatta. Bahsi geçen metinlerin kasten veya kazara anlaşılması zor bir şekilde yazılması “International Art English” ve “artspeak” olarak adlandırılıyor. Bu konu serginizin de çıkış noktasını oluşturuyor sanırım değil mi?

Evet bu terim kullanılan tekniği doğru bir şekilde açıklıyor. Bu sergiyle bence ortaya çıkan başka bir enteresan durum ise bu tekniğin İngilizce’ye has olmaması. Duvarlarda dünya üzerindeki farklı ülkelerden ve dillerden yaklaşık 960 basın bildirisi asılı ve aslında her dilde bu bilerek anlaşılması zor yazım tekniğinin karşılığı olduğunu görüyoruz.



Sergi kapsamında kurgu metinler karşılıyor bizi. Bu metinler nasıl ortaya çıktı?

Serginin çıkış noktası olan soruyu bu alanda çalışan arkadaşlarıma yönelttim. Gerçek sergilerde bu metinleri yazan insanlara sormaya özellikle önem gösterdim. Farklı bir bilinçle performatif bir biçimde kendi rollerini canlandırdılar aslında bu yazıları yazarak. Bütün yazıları yapay zekâ ile oluşturarak aynı anlama ulaşmak mümkün değil.


Kurgu metinlere dünyanın farklı köşelerinden topladığınız gerçek metinler ve meme'leriniz eşlik ediyor. Kurgu metinler, gerçek metinler ve meme’ler hepsi bir arada bir okuma odasında bizi karşılıyor, bu ögeler arasında nasıl bir diyalog kuruyorsunuz?

Kurulmaya çalışılan diyalog buranın white cube sergi salonu olduğunu silmeye çalışmadan olabildiğince rahat bir ortama çevirmek. Rahatça okuma ve izleme yapacakları bir ortam, okuma odası yaratmak.

Önemli olan bu 3 bölümün birbirini desteklemesi. 30 tane meme olması serginin ön çalışmalarını araştırma sürecini de yansıtıyor. Duvarlardaki gerçek sergi metinleri daha önce asla bir araya getirilmemiş bir kompozisyon oluşturuyor. Uluslararası anlamda bu kadar farklı örneği bir arada görmek mümkün değil. Temanın 3 ayrı noktasına değinerek bir araya geliyorlar.



@freeze_magazine Instagram hesabınızla tanıyoruz sizi. Bu profilinizde sanat dünyasında hayatta kalma ve yabancılaşma gibi konulara odaklanıyorsunuz. İlham kaynaklarınız neler?

Öncelikle kendi deneyimlerden yola çıkıyorum. Yaptığım okumalar, araştırmaları kullanıyorum. Bir yandan sanat gündemini yakından takip ediyorum, olabildiğince eleştirel yaklaşmaya çalışıyorum. Sanat alanında çalışan insanlarla görüştükçe büyük ilham alıyorum. Problemlerin sadece kendi başlarına geldiğini düşünseler de bu problemler iyi ve kötü anlamda birçok kişinin paylaştığı şeyler. Bunları konu edinmek önemli bir esin kaynağı.


Gelecek projeleriniz arasında neler yer alıyor?

Kasım ayında Londra’da OOF Gallery’de The Art of the Football Scarf adlı bir grup sergisine katılıyorum. Ayrıca 11 Kasım’da “Memes Beyond Images: Memetic Tacticality Conference”ta konuşmacı olarak yer alacağım.



Mercado Logo