DİYALOG: Selin Çınar | İllüstratör


Gabriel Garcia Marquez - One Hundred Years Of Solitude x Series

Kendine özgü karakteristik görsel diliyle öne çıkan illüstratör Selin Çınar ile çalışmaları ve gelecek projeleri üzerine sohbet ettik.


Selin Çınar kimdir?

Ben Selin, Eskişehir doğumlu 32 yaşında bir sanatçıyım. Kendimi bildim bileli çizim yapıyorum. Duygularımı ve düşüncelerimi çizimle ifade etmek benim en sevdiğim özelliğim. Anadolu Üniversitesi Grafik bölümü terkim. Var olan sistemi ve hoca dayatmalarını seven biri olmadığım için okulumu bırakma kararı aldım. Bir süre grafik tasarım ile ilgilendim daha sonra bu alanı pek sevemediğim için hep içimde olan ve sürekli üzerine düştüğüm illüstrasyon üzerine çalışmalar yapmaya başladım. 10 senedir illüstrasyonla ilgili çalışmalar üretiyorum. İllüstrasyon dışında müzik ve fotoğraf ile ilgileniyorum.

Çizime olan merakın nasıl başladı? Çocukluk hayalin miydi yoksa sonradan yöneldiğin bir alan mı?

Çizimle olan hikayem çocukluğumdan geliyor. Kendimi 5-6 yaşlarımda çevremi, evimi, odamı çizerken hatırlıyorum. Hatta çok saçma bir dönem sadece kroki ve harita çiziyordum. Daha sonra okulda olan yarışmalara katılıp ödüller almaya başladım. Lise ve üniversitede aile yönlendirmesi olmadığı için hep kendi başıma bu içimdeki sesi dinleyip ilerledim.

Curtis Artwork

Kendine özgü çok belirgin bir görsel dile sahipsin. Bu görsel dilin ortaya çıkış süreci nasıldı?

1 ay önce 14-15 yaşında çizdiğim görselleri incelediğimde bu dilin en başından beri olduğunu gördüm. Var olan insan, hayvan figürleri hiçbir zaman dikkatimi çekmiyordu. Genellikle hayal gücümde geliştirdiğim karakterlere odaklanıyordum. En net hatırladığım ise üniversiteyi kazandıktan sonra Melike Taşçıoğlu hocamızın kitap projesinde kırmızı başlıklı kızı kendi dilimde yorumladığımda gerçekten bu dili çok sevdiğimi anladım. Ve bu tarza olan sevgimle daha çok işler üretmeye başladım. Başından beri kafamın içini beslediğim karakterlerin olduğu bir dünya bu.


Tasarım tarzımı üç kelimeyle ifade etmem gerekse özgür, umursamaz ve farklı olurdu.



Tasarım sürecinde dijital ve analog tekniklerin hangisine daha yakınsın?

Çok uzun süre analog olarak işler ürettim. Üniversite 2. sınıfa kadar sürekli çalışan üreten bir insandım ki hala öyleyim. O dönemlerde yaptığım çalışmalarımı tişört ve sticker olarak basmak istediğim zaman analog olarak ilerleyemeyeceğimi anlayıp dijitale yöneldim ve dijital olarak çalışmaya başladım. Dijitale adım attıktan sonra çok fazla merakım oluştuğu için uzun bir süre dijital olarak işler ürettim. Aşırı keyif aldım ve ara ara bunu analog kolajlarla besledim. Yani iki alanı da çok seviyorum. Ayırt edemem.

En son İstanbul the Lights Festivali’nde AR destekli bir çalışman Nişantaşı’nda kamusal alanda sergilendi. Sanatta dijital dönüşümün hakim olduğu bir dönemde bir illüstratör olarak kendini sanat ve tasarım arasında nasıl bir konumda görüyorsun?

İstanbul the Lights Festivali çok eğlenceliydi. İlk defa Ar destekli bir çalışma ürettim. Her geçen gün teknolojide olan ilerlemenin sanatım için olan kısımlarını öğrendikçe çok heyecanlanıyorum. Sanatın her zaman var olacağını ve vücud değiştireceğini düşünüyorum. Hayalini ettiğim birçok şeyin zamanla var olduğunu görmek çok güzel. Umarım 150 yaşına kadar yaşar ve daha birçok değişime şahit olurum.

İBB ve Çağdaş İstanbul Vakfı (CIF) “İstanbul The Lights” projesi - C L I C K

Apple, Adidas, Nike, Mercedes, Zorlu PSM gibi birçok markayla işbirliği yaptın ve çalışmaların ulusal/uluslararası birçok sergide yer aldı. Bunlar arasında seni çok heyecanlandıran proje hangisiydi?

Yaklaşık 10 senedir global olarak çalışan bir sanatçıyım. Sürekli yeni şeyler üretmenin peşine düşüyorum ve bu beni çok canlı kılıyor. Bu yüzden çalışmalarım farklı, iyi markaların dikkatini çekiyor. Şu ana kadar yaptığım projeler arasında beni en çok heyecanlandıran proje Apple “Zirvedekiler Türkçe Rap” projesi oldu. Nedeni ise çocukluğumdan beri rap müziğinin içinde büyüdüm. Dinledim, destekledim ve bir süre sonra çalışmalarımla yer almaya başladım. Müzik sektörüne illüstrasyonlarımla destek veriyor olmak beni çok heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor. Apple’dan mail aldığım günkü yaşadığım heyecanımı size anlatamam. Projenin müzik üzerine olması ve özellikle rap listesi kapağı olması ayrı güzeldi. Bu proje bana Japonya’ya gitme imkanı yarattı. 1 ay boyunca Japonya’nın çok güzel yerlerini gezdim ve kendimi besledim. Sanırım şu ana kadar aldığım en iyi karardı. Rüya gibiydi.

5 aydır üzerinde çalıştığın ve yakın zamanda piyasaya çıkacak bir çizgi roman projen olduğunu biliyoruz. Biraz bu projenden bahsedebilir misin?

Comic Book projesi yaklaşık 5 aydır üzerine çalıştığım çok keyifli bir proje. Bu projeyi Daniel Del Toro ve Adriana Leite ile beraber yürütüyoruz. Uzun süredir bu kadar heyecanlandığım ve sabırsızlandığım bir proje olmamıştı. Her sayfanın her karakterin benim için yeri çok ayrı oldu. Bu proje için bana ulaştıklarında briefi okur okumaz bunun harika olacağını düşündüm ve fikirlerimi, heyecanımı ekiple paylaştım. Daha sonra yaptığımız toplantı sonrası anlaştık ve çalışmalara başladık. Hikaye 2 belalı sevgili ve aşırı yavaş olan bir süper kahramanla ilgili. Kitap ile ilgili daha fazla detay vermek isterdim ama bu yıl içerisinde çıkacağını düşündüğümüz için sürprizleri söylemek istemiyorum. Kitap ilk olarak New York'ta çıkacak ve daha sonra gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

Power of Babel

Yaratıcı üreticileri arasında yer aldığın Gubarwave hakkında biraz bilgi verebilir misin?

Gubarwave Türkiye’de dilini en sevdiğim oluşumlardan biri. Arabesk kültürü kendi hayal güçleriyle ve esprili dilleriyle harmanlayan bir oluşum. Ekibin tüm çalışmarını ayrı ayrı seviyorum ve çok gülüyorum. Sayfayı ilk gördüğüm gün “oha çok iyi” dediğimi hatırlıyorum. Sayfayı keşfettiğim günden sonra gubarwave e mesaj atmıştım. Daha sonra ekipte olan tüm arkadaşlarla takipleşip laflamaya başladık. Bir gece “Selin çalışmalarını seviyoruz ekibe dahil olmak ister misin?” mesajını aldım. Yaklaşık 2 senedir ekiple beraber çalışmalar üretiyorum. Bu oluşumun bir parçası olduğum için mutluyum.

İlham tazelemek için neler yaparsın? Bu alanda ya da farklı disiplinlerde çalışmalarını merakla takip ettiğin isimler kimler?

Kendimi tazelemek için yaptığım bir çok farklı yöntem var. Ama genel olarak yaptığım şey ise keşfetmek. Müzik, fotoğraf, illüstrasyon, heykel vb. bir çok sanat alanında yapılan eserleri sanatçıları araştırıyorum. Yeni bir şeyleri görmek uykudan uyanmama yardımcı oluyor. Bunlar dışında hayvanlara yardım etmek içimde olan duyguları besliyor. Arkadaşlarımla laflamak kafamda yeni kapılar açıyor. Koşulları kötü olan hayvanlara ve insanlara yardım etmek her zaman daha iyilerini yapıp daha çok yardım etmemi tetikliyor.

Shinjuku vs Harajuku

Gelecek için heyecanlı mısın? Planlarında neler var?

Var olan bu dünyada gelecek için sevinebileceğim bir şey yok. Tüketimin çılgınca yapıldığı insan haklarının hiçe sayıldığı hayvanların eziyet edildiği bu dünyada ileriye mutlulukla bakmak çok zor oluyor. Ben 4 duvar arasında bu bağlantılardan uzakta yaşayan biri olmak için çabalıyorum. Kendimi bu saçma sistemden uzak tutmaya ve her geçen gün bu çarka dahil olmamak için çabalıyorum. İnsan olarak var olmaktan utanıyorum. Umarım benim gibi düşünen insanların çoğaldığı, özgürlüğün, hakların ve sevginin başladığı günler gelir. Hayal gücümde bu dünyada yaşıyorum. Çok saçma olduğunu biliyorum ama beni ayakta tutan şeyin bu olduğunu biliyorum.

Gabriel Garcia Marquez - One Hundred Years Of Solitude x Series