DİYALOG: Küntay Tarık Evren | Doodle Sanatçısı


Küntay Tarık Evren

Yarattığı çizgisel dünya ile kendine özgü bir sanat ifadesi geliştiren Doodle Sanatçısı Küntay Tarık Evren ile çalışmaları üzerine sohbet ettik.


Küntay Tarık Evren kimdir?

Küntay Tarık Evren şu an itibariyle 32 yıldır Dünya’da ikamet eden; kafası hep dolu, hep karışık, hep arayışta, olan bir insandır.

Kendine özgü çok belirgin bir görsel dile sahipsin. "Doodlism" adını verdiğin bu görsel dilin ortaya çıkış süreci nasıldı?

Yıllar sonra fark ettim ki ben henüz 6 yaşındayken ortaya çıkmış... Kendi sanat akımıma bir isim vermem gerekti çünkü resimlerimi anlatma konusunda başarılı değildim. Ben de adına Doodlism dedim ve bir de manifesto yayınladım.
Bu görsel dili oluşturmak için çaba göstermedim. Sadece içimden geldiği gibi davrandım. Para kaygısı ve beğenilme arzusunu düşünmeden çizdim. Kendimi eğlendirdim. Çizdim, hiç durmadan parmaklarım uyuşuncaya kadar çizdim. Hayallerimi kağıtlara döktüm. Sonra bi’ gün Keith Harring’in kitabını gördüm. Keith beni çok etkiledi ve besledi… İşte o günden beri daha cesur yeni dünyalar inşa ediyorum zihnimde, kağıtlarımda.

Küntay'ın henüz 6 yaşındayken çizdiği ilk resimlerinden biri

Çizimlerindeki spontane ve akışkan hissi seviyoruz. Çizimlerini önceden kurguluyor musun yoksa içgüdüsel bir yaklaşımla kağıdın kaleme değdiği an seni yönlendirmesine izin mi veriyorsun?

Çoğu içgüdüsel diyebilirim. Sadece içimden geldiği gibi istediğim gibi dışa vuruyorum zihnimi. Bazı eserlerimi de kurgulayarak öncesinde defalarca dijital çizimlerini yaparak oluşturuyorum.

"Çizimlerim konusunda kendimi kalıplara sokmuyorum. Renkleri kullanmak başta beni korkutuyordu ancak şimdi daha da özgürleştiriyor."



Birçok doodle sanatçısının aksine siyah-beyaz çizimlerine renk katmaktan çekinmiyorsun. Renklerin doodle dünyası ve senin için nasıl bir anlamı var?

Uzun yıllar reklam ajanslarında çalışıp, sabahlara kadar revizyon alırken hep farkettiğim şey kalıplara sığamadığımdı. Çizimlerim konusunda da kendimi kalıplara sokmuyorum, etki altında kalmıyorum. Renkleri kullanmak başta beni korkutuyordu ancak şimdi daha da özgürleştiriyor.
Bir yandan da eserlerim rastgele çizgilerden fazlası olmalı bu yüzden her birinin farklı anlamları var. Mesela Artiox’da açık artırma ile satılan eserim Teddy Bear’da İzmir depremiyle ilgili politik bi yergi vardı. Le Capitalisme serimde kapitalizm eleştirisi yapıyorum. Richduck serimde parasal kibirden bahsediyorum.

"Tasarım tarzımı üç kelimeyle ifade etmem gerekse çağdaş, sürreal ve pop-art olurdu."




Çizimlerin için çoğunlukla kağıt ve duvar gibi yüzeyleri tercih ediyorsun ancak çizim yapmak için hayalini kurduğun farklı bir kanvas var mı?

Var, hatta şu an diğer tüm eserlerimden farklı bir çalışma içindeyim.

Son dönemde doodle çizimlerinin yanı sıra yaptığın heykellerle de öne çıkıyorsun. Heykel yapmaya başlama serüveninden kısaca bahseder misin?

Heykel benim için çok taze çok yeni. Ama beni aşırı heyecanlandırıyor, tasarladığım karakterleri kanlı canlı hale getirmek gibi. Ben aslında çizdiğim bir karaktere kalıp çıkartacak birini arıyordum. Derken Bir Heykel Atölyesi’ne gittim, gidince bi de ben deneyeyim dedim ve ilk yaptığım heykel olan Richman ortaya çıktı, şu an kendisi The Marmara’da Synonyms sergisinde görücüye çıkıyor. :)


İlham tazelemek için neler yaparsın? Bu alanda ya da farklı disiplinlerde çalışmalarını merakla takip ettiğin isimler kimler?

Fikirlerimin baharındayım diyebilirim, ilhamım, hayal gücüm bir çocuğun ki kadar taze… Onları hayata geçirmek için de çok çalışıyorum.
Çalışmalarını takip ettiğim beni heyecanlandıran isimler; Banksy, Tim Burton, Daniel Arsham, Blu, Andy Warhol, Murakami. Steve Cuts

Gelecek planlarında neler var?

Çizimlerim kadar plansızım ama bolca hayalim var :)

RichDuck🤑