Meltem Şahin'den Kolektif İyileşmenin Dokusu: Üç Ruh
- Tuna Mert
- 4 gün önce
- 2 dakikada okunur

Sanatçı Meltem Şahin, Vancouver Bienali Misafir Sanatçı Programı kapsamında geliştirdiği Üç Ruh (Three Spirits) adlı çalışmasıyla, araştırma temelli ve topluluk odaklı bir sanatsal süreci kolektif iyileşmenin alanına dönüştürüyor. Eylül–Kasım ayları arasında Vancouver’da gerçekleşen program süresince Şahin, kentin kültürel ve kentsel dokusundan beslenen; bedeni, hafızayı ve ritüeli merkeze alan çok katmanlı bir üretim süreci yürüttü.
1998 yılında kurulan Vancouver Bienali, sanatı kamusal alana taşıyarak öğrenme, diyalog ve topluluk katılımını odağına alan, kâr amacı gütmeyen bir kurum olarak biliniyor. Ai Weiwei, Magdalena Abakanowicz ve Dennis Oppenheim gibi isimlerin işlerine ev sahipliği yapan Bienal’in Misafir Sanatçı Programı’na, küratör Attila Güllü’nün önerisiyle başvuran Meltem Şahin, uzun ve çok aşamalı bir değerlendirme sürecinin ardından programa davet edildi.
Üç Ruh, sanatçının dijital kilim serisinin ikinci çalışması. Serinin ilk eseri Woven Self, Şahin’in kişisel deneyimlerinden yola çıkarak şekillenirken; bu yeni çalışma, kolektif bir araştırma ve üretim sürecinin sonucu olarak ortaya çıktı. Proje, Kayıp ve Katledilen Yerli Halklardan Kadınlar, Kız Çocukları ve 2 Ruhlu (2-Spirit) bireyleri kapsayan MMIWG2ST krizini, bu krizin küresel ölçekte kaybolan kadınlar ve kadın cinayetleriyle kurduğu tarihsel bağ üzerinden ele alıyor.

Dört oturumdan oluşan atölye sürecinde, Siyahlar, Yerli Halklar ve Diğer Etnik Azınlıklardan (BIPOC) kadınlar ile 2 Ruhlu katılımcılar bir araya gelerek yaslarını harekete, anılarını ise birbirine dokunan bağlara dönüştürdü. Süreç, Yaşam Veren, Dokuyucu ve Savaşçı arketipleri etrafında kurgulandı. Merkezde konumlanan Yaşam Verenler, toprağın ve ataların hafızasını taşırken; Dokuyucular geçmiş ile bugün arasında yaşayan köprüler kurdu. Dış halkadaki Savaşçılar ise koruyucu ve savunucu bir pozisyon üstlenerek adalet ve gelecek kuşaklar için direnci temsil etti.
Yerli halkların inanışında ruhlar dünyasının görebildiği tek renk olarak kabul edilen kırmızı, katılımcıların giydiği elbiselerde güçlü bir sembol olarak yer aldı. Jaime Black’in REDress Project’inden ilham alan bu tercih, MMIWG2ST krizine dikkat çeken küresel hareketle doğrudan bir bağ kuruyor. Video, asılı duran bir halıya yansıtılırken; halının saçakları, sentetik saç malzemesiyle örülerek bedensel bir devamlılık hissi yaratıyor. Örgü burada hem hatırlamanın hem de direnişin bir biçimi; koruma ve şefkatin somut bir jesti olarak karşımıza çıkıyor.
Üç Ruh / Three Spirits, hareket aracılığıyla iyileşmeyi kolektif bir forma dönüştüren; güçlenmenin ve direncin dokunmuş bir anıtı. Ekofeminist bir yaklaşımla, sömürgeci ve ataerkil yapılar altında bastırılmış seslerin dayanışma içinde yeniden varlık bulabileceğini hatırlatıyor. Yaşayan bir halı olarak, hâlâ kayıp olanları ve onlar için mücadele etmeyi sürdürenleri onurlandırıyor.




































