• Yağız Genç

DİYALOG: The Back Lab


Silikon, alkol ve grafenden yapılmış malzeme sistemi

Aysel Abasova, Doruk Yıldırım, Hazal Yılmaz, Tolga Kalcıoğlu ve Yiğitalp Behram ile kurucuları oldukları multidisipliner tasarım stüdyosu The Back Lab ve stüdyonun gelecek projeleri üzerine sohbet ettik.


The Back Lab neler yapar?

The Back Lab, robotik üretim, hesaplamalı tasarım, malzeme inovasyonu ve üç boyutlu baskı konularında uzmanlaşmış multidisipliner bir tasarım stüdyosu. Yenilikçi ve sürdürülebilir olma kaygısı taşıyan, dijitalden fiziksele, gündelik nesnelerden mimariye pek çok alanda projeler geliştiriyor, işbirlikleri yapıyor ve eğitim amaçlı etkinlikler düzenliyoruz.
The Back Lab kurucuları Tolga Kalcıoğlu, Aysel Abasova, Hazal Yılmaz, Yiğitalp Behram ve Doruk Yıldırım

Tasarımın çok farklı alanlarında aktif olan bir ekipsiniz. Barselona IaaC’de master yapmış 5 Türk tasarımcı olarak bir araya gelme ve The Back Lab’i kurma hikayeniz nasıl başladı?

Kuruluşumuz henüz hala Barselona’da olduğumuz günlere dayanıyor. IaaC deneyimi hem becerilerimizi hem de ilgi alanlarımızı genişletti. Ekip olarak bakarsak eğitimimiz boyunca tasarım, üretim ve malzeme araştırmaları alanlarında pek çok proje üzerine çalıştık, ortak isteğimiz de bu multidisipliner çalışma alışkanlığını profesyonel hayatta da sürdürebilmekti. Böyle odağı geniş çalışma ortamlarına akademi dışında pek rastlanmıyor, özellikle de Türkiye’de. Biz de neden böyle bir oluşumu kendimiz başlatmıyoruz dedik ve pandeminin ilk günlerinde The Back Lab fikri ortaya çıktı. 2020 sonbaharında Türkiye’ye döner dönmez de çalışmalara başladık.

3B basılan kalıplar ile üretilen bir beton prototipi

Yaratıcı çalışmalarınızda dijital araçları sıklıkla ve yenilikçi bir şekilde kullanıyorsunuz. Dijitalin yanı sıra analog teknikler yaratım sürecinizde nasıl rol oynuyor?

Dijital araçlar hem tasarım hem üretim sürecimizin vazgeçilmez bir parçası, aslında dijital araçların dahil olmadığı herhangi bir yaratım sürecimiz yok diyebiliriz. Ama her proje kağıt ve kalemle başlıyor tabii. Bizim projelerimiz çoğunlukla prototipler üzerinden ilerliyor, projelerin çoğu da fiziksel olunca süreç içinde ellerimizle, fiziksel araçlarla çalışmak kaçınılmaz oluyor. Tasarım alanında dijital araçlar çok gelişmiş durumda, böyle olunca dijitalin büyüsüne kolayca kapılabiliyor insan, biz bu büyüye kapılmadan dijital ve fizikselin paralel gittiği ve birbirini desteklediği bir proje sürecini benimsiyoruz.

Dual-Extrusion için geliştirilmiş olan ekstrüzuon sistemi

Tasarım tarzımızı üç kelimeyle ifade etmemiz gerekse multidisipliner, bilinçli ve yenilikçi olurdu.



Güncel projelerinizden bahseder misiniz?

Tabii, şu an sürdürdüğümüz mimarlık, ürün tasarımı ve araştırma geliştirme projelerimiz var. Bunlardan iki tanesi uluslararası ölçekte; biri uluslararası bir destek almış olan bir araştırma geliştirme projesi; amacımız tek kullanımlık plastikleri yeniden kullanıma sokacak bir üretim süreci ve bu sürecinin sonucu olacak ürünler geliştirmek. Diğeri ise tasarımcı olarak seçilmiş olduğumuz, tasarımcı, üretici ve teknoloji firmalarının birlikte çalıştığı Horizon 2020 kapsamında bir proje ve yarışma olan Better Factory. Başka bir proje olarak kendi geliştirdiğimiz makine ve hacklediğimiz üç boyutlu yazıcıyla geliştirdiğimiz seramik ürün denemelerimiz devam ediyor. Bunların yanı sıra keyifle sürdürdüğümüz iki mimari projemiz ve rutin bir düzene oturttuğumuz robotik üretim, dijital üretim ve hesaplamalı tasarım konularını ele alan eğitim atölyelerimiz var. Şu an anlaşma sürecinde olan bizi çok heyecanlandıran robotik üretim ve üç boyutlu baskı üzerine projelerimiz var ama henüz onlardan bahsedemiyoruz maalesef.

3B baskı geometri denemeleri

Barselona’nın şehir olarak tasarım anlayışınızda etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Şehir olarak Barcelona güzelliğiyle her tasarımcıyı etkiler herhalde. Ama Barcelona'da yaşayınca şehrin bu güzelliğinin yanı sıra kültürü de bizim tasarım anlayışımızda etkili oldu. Barselona öncelikle oldukça bilinçli ve paylaşmayı seven bir şehir, bu da çevreci zihinin, maker kültürünün ve kolaborasyonun gelişmesine sebep olmuş, şehrin hemen her yerinde bunun izlerini görebiliyorsunuz. Böyle bir kültürün içinde yaşamış olmak sürdürülebilir ve multidisipliner tasarım anlayışımızın gelişmesinde oldukça etkili oldu.

3B Basılmış Kil ve Miselyum

İlham tazelemek için neler yaparsınız? Bu alanda ya da farklı disiplinlerde çalışmalarını merakla takip ettiğiniz isimler kimler?

Tasarımla ilgili olması gerekmeksizin pek çok proje ilham kaynağı olabiliyor bizim için. Yenilikçi fikirlerin ve projelerin çok önemli bir kısmı akademide ortaya çıkıyor, bu yüzden öncelikle MIT, ETH, IaaC gibi üniversite ve enstitülerin işlerini yakından takip etmeye gayret ediyoruz. Bunlar dışında bir kaç örnek vermek gerekirse Neri Oxman, Chris Precht, Emerging Objects yakından takip ettiğimiz tasarımcılardan bazıları.


Gelecek planlarınızda neler var?

Mimarlık ve tasarım alanındaki gelişmeler bizi oldukça heyecanlandırıyor, bizim aslında en temel amacımız bu gelişmelerin, yeniliklerin bir parçası olabilecek projeler geliştirmek. Bunun için planımız da kapasitemizi hem ölçek hem de teknoloji olarak artırıp daha fazla araştırma geliştirme projesi yapabilmek dolayısıyla da bu kolaboratif gelişimin daha büyük bir parçası olabilmek.

3B baskı seramik denemeleri